Reklam
Reklam
Taşköprülülerin Buluşma Adresi Taşköprü Postası'na Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 5,99 / Satış: 6,01
€ EURO → Alış: 6,82 / Satış: 6,85

Sınava girecek öğrenciler, anne ve babaları

Sınava girecek öğrenciler, anne ve babaları
  • 13.09.2014
  • 890 kez okundu
Reklam

 

Sınava girecek öğrenciler, anne ve babaları

 

Önümüzdeki günlerde yaklaşan SBS ve Üniversite Sınavı …Herkes heyecan içindedir. Kaygılanmayan ana baba yok gibidir. Bütün anne ve babalar çocuklarının başarılı olmasını ,iyi bir eğitim almasını ,iyi bir meslek sahibi olmasını ve iyi bir gelecek oluşturabilmesini isterler. Temelde bu niyet ile çocuklarına yaklaşırlar. Ancak son derece haklı olabilen bu niyet duygusunda ki abartı, çocukların yaşadığı kaygı düzeyinin daha da artmasına sebep olabilmektedir. Burada çocuk ve genç ile şimdiye kadar kurulmuş olan iletişim şekli önem kazanmaktadır.

Çocuklar zaman zaman anne ve babalarının dediklerine karşı çıksalar bile, sanki hiç takmıyormuş gibi görünseler bile “ başarısızlıklarında” ailelerinin onlara ne diyecekleri, arkadaşları ve yakın çevresinin yüzüne nasıl bakacaklarını düşünürler. Bu onların kaygılarını daha da artıracaktır. Ana, babaların çocukları için sadece gerekli olan maddi koşulları hazırlaması başarı için tek başına yeterli bir koşul değildir. Bazı ana babaların sürekli olarak kendilerinin ne şartlarda okuduklarını söylemeleri, yetersiz şartlarda olup başarılı olan çocukları sürekli örnek göstermeleri, çocuklarını sürekli başkaları ile kıyaslamaları sıklıkla gözlenen bir durumdur. Burada anne babanın niyeti aslında ders çalışma konusunda motivasyonu sağlamaktır. Ancak çoğu kez işe yaramadığı görülmektedir. İşe yaradığında da böyle bir etkileşim sonucunda çocuk ile ailesi arasında olumsuz bir iletişim yerleştiğini görebilmekteyiz. Unutulmamalıdır ki ders çalışma sorumluluğu, okula başlanan ilk yıllarda yerleşmesi gereken bir davranış şeklidir.

Kaygı duygusu her zaman için kötü bir duygu değildir. Belli bir düzeyde olduğunda beraberinde ders çalışmaya karşı sorumluluğu getirecek, arkasından ise başarı gelecektir. Bu nedenle yaşanan her kaygı olumsuz sonuç oluşturmayacaktır. Çocuğun genel durumunda bozulma, derse konsantrasyonda öğretmenlerinin de gözlemlediği ciddi azalma, buna bağlı olarak öğrenmede güçlük yaşama, uyku bozuklukları, her şeye karşı geliştirdiği isteksizlikler, içe kapanma vb durumlar söz konusu olduğunda, ailenin ve gencin bir şeylerin yolunda gitmediğine dair düşünceler taşıması durumunda, çocuklar ve gençler klinik olarak değerlendirilmeli ve yardım almalıdır. Bazen de aileler çocuklarının hiç kaygı duymadığından endişelenmektedirler. Bunun nedenleri: Ya kaygı o kadar şiddetlidir ki kaygı ile baş etme yolu olarak bu duyguyu bastırır, kaygısız gibi görünür. Ya da gerçekten geleceğini önemsemediği için kaygısız olabilir. İkinci durum çocuğun akademik başarı sürecine ve arkadaş ilişkilerine bakılarak tahmin edilebilir. Dolayısıyla aileler bu konuda bir değerlendirme yaparken çocuklarını ve onların yaşadığı tüm eğitim sürecini düşünerek değerlendirmeye çalışmalıdırlar. Çocuklarının aşırı kaygılandığı yönünde bir izlenime sahip olduklarında ona göre önceden girişimde bulunmalıdırlar.

Burada önemli olan diğer konu da çocuğun veya gencin taşıdığı güven duygusudur. Bu anne baba arasında şimdiye kadar oluşturulmuş olan, iletişim düzeyine göre belirlenen bir durumdur. Öz güven duygusu öğütlerle düzelecek bir durum olmayıp, anne baba arasında ki iletişim biçimi ile kazanılacak ve kaybedilecek bir durumdur. Kaygı ve öz güven arasında da bağlantı olduğunu biliyoruz. Ancak bu durum bir süreç olup, sınav zamanında düzelecek bir durum olmadığını da bilmemiz gerekmektedir. Ana babanın yüksek başarı beklentisi, hataları sürekli yüze vurup, övgünün yer almadığı, sürekli eleştirel bir yaklaşım içinde olduğu, şiddet gösteriği, çocuğu bu ve benzeri durumlarla sindirmeleri ,”tembel, pısırık vb.” sıfatlamaları sıklıkla kullanmaları çocukta ciddi öz güven kaybına neden olacaktır.

Ana, babalar çoğu kez çocuklarının sınırlarını değerlendirmede güçlük yaşayabilirler. Çoğu zaman kendi beklentileri de, özlemleri de bu sürece karışabilir. Burada olması gereken çocuğu tüm okul sürecinde ki başarı ve başarısızlıkları da göz önünde bulundurularak bir bütün halinde değerlendirmektir. Beklentiler buna göre yeniden gözden geçirilmelidir. Anne ve babanın çocukları ile ilgili olarak asıl amacı:”kendine yeten, yaşamaktan memnun, çevresiyle iletişim kurmada başarılı olabilen birey” yetiştirme olmalıdır. Aslında her anne baba bu fikri taşıdığını söylese de zaman zaman bu amaç göz ardı edilip, çocuğun kapasitesi ve istekleri dışında bir yöne yönlendirdikleri görülmektedir. O halde tekrar vurgulamak gerekirse ;anne babanın tek görevi sadece iyi bir eğitim aldırmak değil bunun yanında “yaşamı sevdirmek” de temel görevleri arasında olmalıdır. Eğitime olan gereksinim vurgulanırken , paralelinde bu duygunun da çocuğun, gencin yaşamında vurgulanması ve bu doğrultuda iletişim kurulması gerekmektedir. Aradaki ilişkinin bozulmaması çok önem kazanmaktadır. Ana babalar, çocuklarını birileriyle yarışma içine sokmamalı, çocuğu her defasında kendi başarı düzeyi içinde değerlendirmeli, başkaları ile kıyaslamamalı,başarıyı zorunlulaştırmamalı, ”başarılı olmak için neyin eksik, ne istersen yapıyoruz, bak filancanın çocuğu senin sahip olduklarının hiçbirine sahip değil ”yaklaşımlarının çocuk ve gencin kaygı düzeyini olumsuz etkilediği gibi, çocuk ebeveyn ilişkisini bozacağı da unutulmamalıdır.

O halde anne ve babalara şunları söyleyebiliriz:

Çocuklardan ve gençlerden yapabilecekleri şeyleri bekleyin,onların gereksinimlerini göz ardı etmeyin,

Her koşulda yanında olacağınızı ve seveceğinizi hissettirin,

Anne baba olarak kendi davranışlarınızın, beklentilerinizin farkında olun,

Küçük de olsa çocuk ve gençlerinizin başarılarının da üzerinde durun.,

Sınavın yaklaştığı bu günlerde ev içinde çatışmalı ve gerilimli anlar oluşturmamaya dikkat edin,yeni stres konuları yaratmayın,

Çocuğunuzu sonuca dair tehdit etmeyin, korkutmayın,

“Yanıtları kaydırma ! dikkatli oku !” gibi öğütler vermeyin. Bu öğütler çocukta ve gençte kendisine güvenilmediği duygusu oluşmasına neden olabilmektedir.

Sınava girerken sınav gününe ve sınav anına olağan üstü bir anlam yüklemeyin.

 

Neslihan Aktuna

Psikolog

Özel İsfendiyar Anadolu Hastanesi

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ