Reklam
Reklam
Taşköprülülerin Buluşma Adresi Taşköprü Postası'na Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 5,82 / Satış: 5,84
€ EURO → Alış: 6,55 / Satış: 6,57

Müftü Yusuf Uzun’un Kutlu Doğum Haftası Mesajı

Müftü Yusuf Uzun’un Kutlu Doğum Haftası Mesajı
  • 14.04.2015
  • 2.540 kez okundu
Reklam

Müftü Yusuf Uzun’un Kutlu Doğum Haftası Mesajı

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.

Adeta küresel bir köye dönüşen dünyamızda bilim ve teknoloji alanında baş döndürücü gelişmeler yaşanmaktadır. Modern dünya, tarihî tecrübeleri fazla dikkate almadan kendi değerler dünyasını inşa etti. Bu değerler dünyası içinde kendi hayat tarzını, kurumlarını, insan ilişkilerini, dilini ve toplumsal anlayışını üretti. Geçmişe dair ne varsa, bugüne dair ne elde ettiyse hepsini bu yeni zihniyete arz etti. Ancak hayata bakışı manevi, hikmet ve merhamet değil, güç, kuvvet ve menfaat eksenliydi. Bunun sonucunda pozitivizm ve hümanizmin göreceli dünyasında bir çatışma kültürü meydana geldi. Dünya Savaşları, soğuk savaşlar dönemi, Ortadoğu, Balkanlar ve Kafkaslarda yaşanan trajediler, insanlığın son asırlarda ve günümüzde yaşadığı büyük acılardır ve dünya insanlığının vicdanını sızlatmaya devam etmektedir.

Hiç şüphesiz İslam, farklılıkların bir arada barış ve huzur içinde yaşamalarına dair ahlak ve hukuk ilkelerini belirlemiş yegâne dindir. İslam’ın “öteki” “ötekiler” anlayışı, farklılıkların bir kimlik olarak muhafaza edilip yaşatılmasını öngörmektedir. Kur’an-ı Kerim, farklılıkları Allah’ın ayetleri olarak değerlendirir (Rûm, 30/20.) ve insanların kavimlere, kabilelere, ırklara ayrılmasının hikmetini “teâruf” “tanıma”kavramıyla izah eder. (Hucurat, 49/13.) İnsan, farklılıkların ilahi kudretin, hikmetin ve sınavın birer parçası olduğunu (Maide, 5/48.) idrak etmeli, erdemli ve faziletli bir duruşla bir arada yaşama hedefine gaye olmalıdır.

Dini Mübin’i İslam’ın tebliğ edeni Hz. Peygamber (s.a.s.) zamanından günümüze İslam toplumları, Müslüman olmayan toplumlarla ilişkilerinde her zaman belli ölçüleri gözetmiştir. Kerim Kitabımızda dini kabul noktasında insanlara baskı yapılmasını yasaklayan ayetler bulunması (Bakara, 2/256; Yunus 10/99; Kehf 18/29.), başka din ve inanç mensuplarına anlayış gösterilmesini gerekli kılmaktadır. Allah Rasulü (s.a.s.) döneminde Hristiyanlarla ilk ilişkiler, Müslümanların Habeşistan’a hicretiyle; Yahudilerle ilk ilişkiler ise bizzat Hz. Peygamberin (s.a.s.) Medine’ye hicretiyle başlamıştır. Medine İslam toplumunda üç ilahi dinin mensupları arasında örnek ilişkiler kurulmuş, antlaşmalar imzalanmış, birlikte yaşama hukuku geliştirilmiş ve bu hukuk Medine Vesikası ile yazılı hâle getirilmiştir. Ayrıca Hz. Peygamber (s.a.s.) ve Hulefa-yı Raşidin döneminde Müslüman olmayanlar, azınlık statüsünde değerlendirilmeyip asli unsur olarak kabul edilmiş, yapılan antlaşmalarda her ferde din ve vicdan hürriyeti tanındığı açık bir şekilde belirtilmiştir. Buna göre dinî eğitim, öğretim, ayin ve ibadetler ile mabetler, inanç hürriyetinin gereği olarak hukukun güvencesi altına alınmıştır.

Hz. Peygamber (s.a.s.) ve ashabının temellerini attıkları birlikte yaşama hukuku tek taraflı bir süreçte gelişmemiş, diğer din mensuplarının da bu anlayışa katkıları olmuş, bu sayede başta Anadolu olmak üzere Endülüs’ten Hindistan’a, Afrika’dan Asya’ya İslam coğrafyasının dört bir köşesinde örnek toplum modelleri ortaya konulmuştur. İslam şehirleri, karşılıklı hoşgörünün, anlayışın, saygının hüküm sürdüğü huzur ve barış merkezleri olmuşlardır.

İslam ümmeti, hem çağı doğru okuyan, hem de dinin sahih bilgisini günümüze taşıyarak vazgeçilmez değerlerine sahip çıkan bir bilinç düzeyine eriştiğinde şiddet sarmalından kurtulacaktır. İslam’ın medeniyetler inşa eden eşsiz ilkelerine, tarihte bu ilkelerin üzerinde yükselen model toplumlara, onların farklılıkları çatışma ve yıkım sebebi değil, gelişme ve zenginleme fırsatı olarak nasıl değerlendirdiğine odaklandığımız zaman, İslam toplumları yeniden selam ve eman yurdu hâline gelecektir. Ülkemize, gönül coğrafyamıza ve insanlığa barış, huzur, esenlik, merhamet, şefkat, adalet ve fazilet aşılamanın yolu, birlikte yaşama hukukunu ve ahlakını yeniden yaşanır kılmaktan geçmektedir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ