Reklam
Reklam
Taşköprülülerin Buluşma Adresi Taşköprü Postası'na Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 5,54 / Satış: 5,56
€ EURO → Alış: 6,14 / Satış: 6,16

“Eğitim ve beyefendiliğin memleket sevdasıyla buluştuğu bir isim: Feyyaz Eskioğlu”

“Eğitim ve beyefendiliğin memleket sevdasıyla buluştuğu bir isim: Feyyaz Eskioğlu”
  • 16.05.2016
  • 6.260 kez okundu
Reklam

“Eğitim ve beyefendiliğin memleket sevdasıyla buluştuğu bir isim: Feyyaz Eskioğlu”

 

Kimimiz bir avukat, kimimiz İstanbul’da faaliyet gösteren Taşköprü Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneği’nin Başkanı, kimisi beyefendi bir kişi kimisi ise Taşköprü’nün yetiştirdiği önemli bir bürokrat olan Saim Eskioğlu’nun oğlu olarak tanıyor kendisini.

Evet Av. Feyyaz Eskioğlu’nun ta kendisinden bahsediyoruz.

Gerekse gurbetteki ile sıladaki arasında nasıl bir köprü kurduklarını Taşköprü’nün kendisi için ne ifade ettiğini tüm samimiyetiyle şimdi birlikte dinleyelim…

 

-Feyyaz Eskioğlu kimdir? Bize biraz kendinizden bahsedermisiz?

Ben 1980 yılında Ankara’da doğmuşum. Babamın görevi gereği ilkokulu 3 farklı ilçede okudum ve en son ABD Texas Eyaleti’nde ilkokulu tamamladıktan sonra Tekirdağ Anadolu Lisesi’ne devam ettim. Sonrasında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazanıp 2001 yılında mezun oldum. Avukatlık stajım bittikten hemen sonra da kısa dönem askerliğimi Harp Akademileri Komutanlığı’na bağlı Milli Güvenlik Akademisi’nde tamamladım. 2003 yılından beri de avukat olarak İstanbul’da çalışma hayatıma devam ediyorum. Evliyim. İnşallah temmuz ayında bir kız evladım olacak.

-Taşköprü deyince ilk aklınıza gelen şey nedir?

Taşköprü benim için hem çocukluğumda hem gençliğimde hem de halen hayatımın önemli bir noktasını oluşturuyor. Babamın babası rahmetli Keskin Eskioğlu, Eskioğlu köyünden ailenin en küçük evladı olarak okuma fırsatını elde etmiş, o zaman Kastamonu’daki Taş Mektep denilen Sanat Enstitüsü’nü bitirip memur olmuş, hayatı gurbette geçmiş. Babam Saim Eskioğlu’da aynı şekilde gerek kaymakam olarak gerek vali yardımcısı olarak hayatını gurbette yaşamış. Ne dedem ne babam Taşköprü’de yaşamamasına rağmen Taşköprü’yle olan bağımız hiç kopmadı. Arkadaşlarım, çevremizdeki insanlar yazın veya bayramlarda denize giderken biz tatil için Taşköprü’ye gelirdik. Deniz benim için Gökırmak’tı. Tabi annemin de Taşköprülü olması ve uzak yakın demeden akrabalık ilişkilerimizin çok sıkı olması da bunda önemli bir etkendir.

-Taşköprü’deki hatıralarınız ve anılarınızdan bir kaç örnek verecek olursanız? Bunlar nelerdir?

Dediğim gibi biz tatillerimizi, bayramlarımızı hep Taşköprü’de geçirirdik. Gökırmak’a yıkanmak, Eskiatça’da tarlada çalışmak, Dinekler’in bakkal dükkânında çıraklık etmek, sarımsak pazarında mahalle maçları yapmak, dayımın ineklerini çayıra otlatmaya götürmek, folluktan yumurta alıp mis gibi tereyağında onu yemek bunlar benim hep özlemle andığım şeyler. Benim çocukluğumda şimdiki otogarın ve sarımsak pazarının olduğu yerler hep fındıklıktı. Ben de taze fındığı çok severim. Çocukluğumda oradan ninemin ördeklerini arıyorum diye çok fındık çaldım. Şimdi sahipleri kimdi bilmiyorum ama eğer bu yazıyı okuyorlarsa haklarını helal etsinler.

-Avukat kimliğinizin yanında İstanbul’da Taşköprü Derneği’nin de başkanlığını yürütüyorsunuz? Dernekçilik fikri nasıl oluştu sizde? Dernek olarak yaptığınız etkinliklerden bahsedermisiniz? Bundan sonraki yapmayı düşündüğünüz proje ve etkinlikler nelerdir?

Aslında Taşköprü Derneği yanında Kastamonuluların İstanbul’daki çatısı konumunda bulunan sayın Latif Çilingiroğlu başkanlığındaki Kas-Der’de yönetim kurulunda görev yapıyorum. Dernekçilik fikri babamın İstanbul vali yardımcılığı döneminde ben daha hukuk fakültesinde öğrenciyken gelişti. O zaman İstanbul’da Kastamonu’nun tüm ilçelerinin derneği varken Taşköprü’nün yokmuş. Okulda memleketim Kastamonu dediğimde bazı arkadaşlarım bırakın Taşköprü’yü Kastamonu’nun yerini dahi bilmezdi. Şimdi derneklerimiz sayesinde Kastamonu bir yana Taşköprü dediğimizde insanlar hemen sarımsak diyor, kuyu kebabı diyor, festival diyor. Özellikle festivaller ile Taşköprü sarımsağı büyük bir marka değeri haline geldi. Sanırım derneklerin Kastamonu’ya ve Taşköprü’ye en önemli katkısı bu oldu. Ama Kastamonu’nun daha başka büyük marka değerleri de olduğu aşikar. Özellikle memleketimizde geleneksel tohum ile üretilen siyez bulguru ve karakılçık buğdayı henüz daha değeri bilinmeyen bir hazine. Bundan başka Kastamonu konaklarının turizme açılması da önemli bir gündem maddesi. Safranbolu’nun nasıl geliştiğini hepimiz görüyoruz. Bunun için Kas-Der önderliğinde bir proje yürütüyoruz. Yine Kastamonu tanıtımı için Kas-Der tarafından bu yıl dokuzuncusu düzenlenecek olan Kastamonu Günleri 12 Mayısta Bakırköy Botanik Park’ta açılıyor. 15 Mayıs Pazar günü de bizim Taşköprü Derneği olarak Bakırköy Millet Parkı’nda düzenleyeceğimiz bir kahvaltı organizasyonumuz var. Tüm bu etkinliklere herkesi davet ediyoruz.

-Babanız Saim Eskioğlu Taşköprü’nün yetiştirdiği önemli bir bürokrat. Saim Eskioğlu’nun oğlu olmak nasıl bir duygu? Aile hayatınızdan kısaca bahsedermisiniz?

Babam özellikle İstanbul vali yardımcılığı yaptığı dönemde Kastamonu derneklerine ve sivil toplum örgütlerine çok sahip çıktı. Onlar da babama sahip çıktılar ve ortaya çıkan sinerji ile bir çok şey başarıldı. Özellikle Sarımsak Festivali yerel bir etkinlik olmaktan çıkıp uluslararası seviyede düzenlenen bir organizasyon haline geldi. Bunun yanında İstanbul’da dara düşen, bürokrasi merdivenlerinde işini çözemeyen ya da bize basit gelen ama büyükşehirde sıkıntı yaratan birçok konuda mesela torununa iş arayan, eşine hastanede yer bulamayan, cenazesini köyüne götürmek için araç isteyen, çocuğunu okula yazdıramayan ne kadar hemşehrimiz varsa babamın kapısını çaldı, babam da ayırt etmeden bu insanlara yardımcı oldu. Kendisinin bir sözü vardır “Bir sebepten yardımcı olamadıklarımın da derdine ortak oldum” der. Tabi bu bakış açısıyla büyüyünce bizim de içimize o memleket sevgisi, insan sevgisi yerleşti. Ama biraz da espri olsun ben kendimle ilgili bir konuda babamdan yardım istediğimde “Oğlum koskoca avukatsın, kendi işini kendin çöz” der.

-Sizce Taşköprülülerin gurbetteki birlikteliği nasıl diğer bölge insanlarına nazaran?

Birliktelik bireysel olarak kuvvetli olmasına rağmen kurumsal anlamda yok. Taşköprü’nün İstanbul’da temsili açısından benim başkanı olduğum dernek önemli bir yerde bulunsa da istediğimiz noktada değiliz. Bu parçalı yapı nedeniyle de sıkıntı yaşadığımız dönemler oluyor. Özellikle İstanbul’un yerel siyasetinde söz sahibi olamıyoruz. Siyasetçiler ancak seçimden seçime bizi hatırlıyorlar. Aday gösterilen hemşehrilerimiz de genelde adet yerini bulsun diye listelerde seçilemeyecek veya kılpayı seçilecek yerlerde kendilerine yer buluyorlar. Biz dernek olarak tüm aday olmuş hemşehrilerimize parti farkı gözetmeden desteğimizi sonuna kadar veriyoruz. Onları ön plana çıkartıyoruz, ama bahsettiğim derneklerdeki bu parçalı yapı organize olmayı zorlaştırdığı gibi siyasetçi gözünde de değerimizi düşürüyor. Acı ama bu bir gerçek.

-Son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir?

Öncelikle bana bu fırsatı verdiğiniz için teşekkür ediyorum. Taşköprü Postası’nı ilk çıktığı andan beri takip ediyorum. Gerçekten takdir edilecek bir iş yapıyorsunuz. Son olarak Taşköprü her zaman Kastamonu içinde farklı ve ayrıcalıklı bir noktada olmuştur. Özellikle Kastamonu siyasetinde de dernekçiliğinde de hep önde yer almış belirleyici bir konumda bulunmaktadır. Bunun farkında olarak biz de çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bundan sonra bu konumu geliştirmek için faaliyetlerimize devam edeceğiz.

Röportaj: Murat MERCAN

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ