Taşköprülülerin Buluşma Adresi Taşköprü Postası'na Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 6,85 / Satış: 6,88
€ EURO → Alış: 7,76 / Satış: 7,79

MEHMET TUĞCU’NUN KÖŞE YAZISI: UNUTULAN TÜRK BEYLİĞİ “ÇOBANOĞULLARI” ve “MUZAFFERETTİN GAZİ HZ.”

MEHMET TUĞCU’NUN KÖŞE YAZISI: UNUTULAN TÜRK BEYLİĞİ “ÇOBANOĞULLARI” ve “MUZAFFERETTİN GAZİ HZ.”
  • 12.06.2020
  • 660 kez okundu

UNUTULAN TÜRK BEYLİĞİ “ÇOBANOĞULLARI” ve “MUZAFFERETTİN GAZİ HZ.”

İnsanoğlunu şekillendiren, bizi biz yapan fiziki özelliklerimiz dışında bir ruh dünyasına sahip olmamızdır.

Şehirleri de özel kılan, görünen güzelliklerinin yanında görünmeyen bir ruha sahip oldukları fikrine inananlardanım.

Bu ruhun inşasında; geçmişin, önceki medeniyetlerin mirasının etkisi de oldukça büyük. Ve hatta baki aleme göçmüş olmasına rağmen kıymeti hiçbir zaman eksilmeyen, yüksek şahsiyetli önderlerin etkisini yadsıyamam. Yeryüzünde bulunan sayısız farklı şehir ve sayısız farklı ruh… Mısır, Venedik, Budapeşte, Prag, Napoli, New York, Tokyo, Mekke, İstanbul hatta Taşköprü… ​

​Taşköprü ilçemiz geçmişten günümüze çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapmış ve bu zenginlikleri halen günümüzde de bizlere sunan bir tarih ve kültür kentidir.

​ Her daim yeni medeniyetlere ev sahipliği yapan Taşköprü’de avcı-toplayıcı kavimlerin (Paleolitik Dönem) günümüzden yüz bin yıl önce Germeç Bölgesi’nin Kızılcaörhen köyünde bir çiftçimiz tarafından bulunup müzeye teslim ettiği demir baltaya uygulanan karbon testinden sonra burada bir müddet konakladıkları anlaşılmaktadır.

​Günümüzden yaklaşık on bin yıl önceye tekabül eden Neolitik  dönemle birlikte ise Taşköprü ilçemizde sırasıyla Gassalar, Tumannalar, Sanyalar, Lidyalılar, Frigler, Hititler, Etiler, Romalılar, Bizanslılar hüküm sürmüştür.

​Günümüzden yaklaşık 810 sene önce ise Selçuklu Emiri Emir Karatekin’in yeğeni Çobanoğlu Şeyh Hüsamettin Emir komutasında önce Taşköprü ve ardından Kastamonu, Türk-İslam kültürü ile tanışmış ve günümüze kadar Türk yurdu olarak kalmıştır. Türk-İslam yurdu olduktan hemen sonra bu topraklara Sinop-Çankırı-Bolu ve İnebolu gibi çevreler de katılarak dönemin en ihtişamlı beyliklerinden birine dönüşen ve tarihteki gücü pek de bilinmeyen Çobanoğulları Beyliği dönemi takip eder.

Babası Alp Yürek’in vefatının üzerine 1276 yılında Çobanoğulları Beyliği tahtına geçen Muzafferettin Gazi Yavlak Arslan, 16 yıllık emirliği döneminde hem topraklarını genişletmiş hem de birçok ilim adamını Kastamonu’ya davet etmiş ve ağırlamıştır. Bu ilim adamlarına verdiği desteğin ardından ilim adamları da eserlerini burada kaleme almışlardır.

Ayrıca Taşköprü ilçemiz ve Kastamonu başta olmak üzere medrese, han, hamam, zaviye gibi sayısız birçok eser bırakan devrin en aydın ve ileri görüşlü devlet adamı Muzafferettin Gazi Yavlak Arslan’dır.

Çobanoğulları Beyliği’nin en ihtişamlı dönemini yaşatan, tabakhane, dokuma sanatları, demircilik gibi dönemin şartlarında sanayi işlerini yürütüp Ahilik Kültürünü bu bölgeye yerleştiren Kastamonu’da Atabey Gazi olarak da bilinen Şeyh Hüsamettin Hazretleri’nin torunu Muzafferettin Gazi Yavlak Arslan’ın nerede ve ne zaman vefat ettiği ve kabrinin nerede olduğu günümüze değin tam anlamıyla araştırılmamıştır.

Beylikler arası siyasi çekişmelerin yaşandığı dönemde Gıyaseddin 2. Mesut ile anlaşmazlığa düşen Muzafferettin Gazi, Gıyasettin 2. Mesut’un kardeşi Rüknettin Kılıçarslan’ı Anadolu Selçuklu Sultanı olarak görmeyi tercih etmiştir.

Kastamonu’da 1291 yılında Rüknettin Kılıçarslan ile kuvvetlerini birleştiren Muzafferettin Gazi, Anadolu Selçuklu Sultanı Gıyaseddin 2. Mesut’un gönderdiği orduyu püskürtmüş olmasına rağmen, Eflani tımarı yöneticisi Şemsettin Yaman’ın askeri birliği ile 2. Mesut’a yardıma gelmesi ile durum tersine dönmüş, Çobanoğulları ordusu mağlup duruma düşmüştür. Muzafferettin Gazi ise askerlerinin isteği üzerine, yakın silah arkadaşları ile durumu tekrar toparlayabilmek için Taşköprü Esederesi Havzası’nda bulunan Tokaş’ta daha önce inşa ettirdiği zaviyeye çekilmiştir. Şemsettin Yaman’ın silahlı bir müfrezesinin (100 kişilik) takibi sonucu izleri bulunan Muzafferettin Gazi ve arkadaşları, zaviyedekilerin canına zarar gelmemesi için zaviyeyi terk etmişler ve Esederesi, Hamdullah Mahallesi’nde, iki akarsuyun birleştiği noktada çarpışmak durumunda kalmışlar ve burada 5 arkadaşı ile 1292 yılı Ağustos ayının 22. günü şehit olmuşlardır. (Yardımcısı Hayrullah Numan, Hekimi Selim Bey, Okçubaşısı Ali Mümtaz Bey, Haydar Ahmet ve Sultan Alaaddin isimli iki muhafızı)

Onların şehit haberini alan zaviyenin yöneticisi ve şeyhi durumunda olan Abdulbaki Efendi, Esederesi Hamdullah Mahallesi’ne gelerek orada yaşayan halk ile birlikte Muzafferettin Gazi ve diğer şehitleri defnetmişlerdir.

O tarihten sonra zaviye de Hamdullah Mahallesi’ne taşınmıştır. Abdulbaki Efendi vefatına kadar buranın türbedarlığını yapmıştır.

Geçtiğimiz hafta sonu düştü yolum Esederesi – Hamdullah Mahallesi’nde bulunan Paşa Divanı Merkez Camii bahçesine. Bu yolcukta saygı duyduğum, araştırmacı yönüyle de ayrıca fikirlerine kıymet verdiğim emekli din görevlisi Ali Korkmaz Hocam da bana hoş sohbetiyle eşlik etti. Ali Hocam ile yaklaşık 1 yıldır Taşköprülü Evliyalarımızı kapsayan “Taşköprü’nün Manevi Zenginlikleri” adında bir kitap çalışması içerisinde olduğumuzdan Muzafferettin Gazi Hz.’lerine de bu eserde yer vermeden tabiki olmaz düşüncesi idi bizi buraya iten.

Tabi Esedereliler Derneği Başkanı Turhan Kayıkçı, Çambaşı Köyü Camii İmamhatibi Saim Çakmak hocamız ve köy sakinleri bizi aramızdaki mesafeye rağmen bu maneviyatın adeta bekçiliğini yapan gönül dünyalarıyla karşıladılar.

Kapısında 1315 yılında yapıldığı yazılı Paşa Divanı Merkez Camisi’nin önüne geldiğimizde bu tarihi caminin Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından restore edilecek olmasını Esedereliler Derneği Başkanı Turhan Kayıkçı’dan mutluluk içerisinde öğrendik.

Yaşı oldukça ilerleyen köylü amcalarımızla yaptığımız sohbetlerden edindiğimiz bilgilerle ve daha önce yaptığımız araştırmalar ve incelediğimiz kaynaklardan da yola çıkarak Cami bahçesinde mütevazı kabri ile bizi kimin karşıladığını ben söylemeden siz tahmin ettiniz sanırım.

Çok belirgin halde olmamasına rağmen  yanında muhafızları, hekimi ve yardımcıları ile Muzafferettin Gazi Hz., bizlere halen o bölgenin manevi bekçiliğini yaptığı hissini verdi.

Bir çok muhteremin de maneviyatının bulunduğu bölge umuyorum Esedereliler Derneği ve bölge halkının girişimleri ile hak ettiği desteği alarak, bu değerlere yakışan konuma gelecektir.

 

Ne güzel söyler Yunus Emre,

“Hor bakma sen toprağa,

Toprakta neler yatar?

Kani bunca evliya,

Yüz bin peygamber yatar…”

 

Mehmet Akif,

“Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanı!

Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı…”

Söz söylemek irfan ister. Naçizane fikrim, gelin toprak deyip geçmeyelim, toprağı incitmeyelim…

 

Mehmet TUĞCU-Gazeteci

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ