Taşköprülülerin Buluşma Adresi Taşköprü Postası'na Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 8,65 / Satış: 8,69
€ EURO → Alış: 10,14 / Satış: 10,18

Mutlaka Görülmesi Gereken Bir Yer: “Paflagonya’nın Başkenti Pompeiopolis”

Mutlaka Görülmesi Gereken Bir Yer:    “Paflagonya’nın Başkenti Pompeiopolis”
  • 04.12.2020
  • 1.022 kez okundu

Milliyet Seyahat Yazarı Tuğçe Şen Baş;

Mutlaka Görülmesi Gereken Bir Yer:

“Paflagonya’nın Başkenti Pompeiopolis”

img-20201204-wa0025

Taşköprü Postası Gazetemizin yayın hayatını başlamasından buyana 450 haftayı geri de bırakırken siz okuyucularımızdan aldığımız güç ve heyecanla gazetemizin ve internet sitemizin içeriğini geliştirmeye devam ediyoruz.

Bu bağlamda ilimizin ve ülkemizin yetiştirdiği değişik iş kollarından alanlarında başarılı isimlerle röportajlarımız gerçekleşecek. Yine bu hafta ilk olarak başladığımız astroloji köşemizin dışında çeşitli alanlarda köşe yazarlarımızı siz değerli okuyucularımızla buluşturacağız.

Bu hafta uzun bir aradan sonra gerçekleştirdiğimiz röportajlar kısmında Milliyet Seyahat ve Adilcevaz Gazetelerinin seyahat yazarı, genç yaşına rağmen gezdiği yerleri spesifik bakış açısıyla insanlara sunan ve yazılarında ki samimiyet ve doğallıkla okuyucularının ve takipçilerinin hafızlarında ayrı bir yer eden tüm bunların yanında en son gerçekleştirdiği gezilerden birini Kastamonu ilimize ve Taşköprü ilçemize gerçekleştiren Tuğçe Şen Baş ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Seyahat düşkünlüğü çocukluğunda annesi ile yaptığı gezilerle başlayan daha sonra ise özgürlüğüne olan düşkünlüğünün de etkisiyle kurumsal hayatın güvenli ortamından aldığı radikal bir kararla kopup tutkularının peşinden koşmayı tercih eden Tuğçe Şen Baş ile neler konuştuk, seyahat düşkünlerine önerileri ve Kastamonu-Taşköprü seyahati ile ilgili izlenimleri neler oldu? Ve daha fazlası röportajımızda…

img-20201204-wa0026

 

M.T.: Sevgili Tuğçe öncelikle seni tanımak isteriz. 

Bize kendini anlatır mısın? Tuğçe Şen Baş kimdir? 

T.Ş.B.: Seyahat etme tutkumdan başlıyorum o halde çünkü “Tuğçe” deyince beni tanıyanların aklına ilk gelen şey seyahat etmeye olan tutkumdur.

Gittiğim yerlerin tarihi, kültürel, gastronomi ve konaklama açısından tanıtımlarını yapıyorum. Nerelere gidilir? Nasıl gidilir? Nerede kalınır? Ne yenilir? En önemli özelliği nedir? Tarihi özellikleri nedir? Hava şartları koşulları gibi bilgileri herkesle paylaşıyorum. 

Deneyimlerimi de Milliyet Tatil ve Adilcevaz gazetelerinde kaleme alarak seyahat yazarlığı yapıyorum. 

Aynı zamanda gittiğim yerlerde, konakladığım otellere tanıtım filmleri çekiyorum. 

Klasik olarak kendimi tanıtmam gerekirse; 1988 İzmir doğumluyum. İstanbul’da yaşıyorum. Eğitim hayatım ilkokuldan lise dönemine kadar Antalya’da geçti. Pamukkale Üniversitesi Dış Ticaret ve Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunuyum.

img-20201204-wa0023

M.T.: Seyahat yazarlığı öncesinde ne yapıyordun?

T.Ş.B.: Seyahat yazarlığı öncesinde; İhracat, lojistik ve gümrük alanlarında görev yapıyor aynı zamanda NLP ve yaşam koçluğu konularında eğitimlerimi tamamlayıp yarı zamanlı olarak danışanlarıma hizmet veriyordum. Fakat seyahat yazarlığına başladığımdan beri bunu tam zamanlı olarak devam ettiriyorum.

 

M.T.: Kurumsal hayattan ayrılarak tutkunu olduğun yolları hayatının merkezine aldın. İşinden ayrılma serüveninden biraz bahseder misin?  Nasıl bir plan yaptın, nasıl zorluklarla karşılaştın? 

T.Ş.B.: Seyahat yazarlığı öncesi her hafta sonu bir yerlere giderek geziyordum. Çevremdeki insanlar zaman içerisinde bana “hafta sonu için gidilecek sakin bir rota önerin var mı? Buraya geldik Tuğçe ne yiyeceğiz?” şeklinde sorular sormaya başladığında anladım ki tutkumun peşinden koşmalıyım. Kurumsal hayatın güvenli ortamından tam anlamıyla kopup, seyahatlerin maceralarına atılmak benim için zor ve cesaret isteyen bir şey oldu. Fakat cesaretimi toplayıp bir anda işi bıraktım ve yollara düştüm.

 

M.T: Kadın olarak yalnız seyahat etmek ile ilgili bir sorun yaşıyor musun?

T.Ş.B.: Tabii ki ülkemizde ve hatta tüm dünyada kadınlar için bu tür şeyler zor olabiliyor. Ancak hiç tahmin etmediğim yerlerde muhteşem karşılandım. Kaygılı ve endişeli gittiğim yerlerde bile Türk toplumunun misafirperverliğiyle yeniden tanıştım. Ve her gittiğim şehirde tekrar kapısını çalabileceğim harika dostluklarım oldu. Eğer cinsiyetçi zihniyeti ararsanız çok uzağa gitmeye gerek yok, kozmopolit yapısıyla İstanbul’da bile bulabilirsiniz. Ama sonuç olarak tüm kadınlarımızın özgürce gezip dolaşabilmesi ve istediği seyahati yapabilmesi en büyük temennimdir. 

 

img-20201204-wa0024

M.T.: Bildiğimiz üzere Milliyet Tatil ve Adilcevaz gazetelerinde deneyimlerini bizlerle paylaşıyorsun. Seyahat yazarı olma hayatın nasıl başladı?

T.Ş.B.: Seyahat hayatım çok erken başladı. İlkokuldayken annemle birlikte geziyorduk yani bu benim genlerimde de vardı. Zaman içinde beni kendine çekti. Gezdiğim yerleri web sayfamda kaleme alıyor, gittiğim yerlerin çok da bilinmeyen detaylarından keyifle bahsediyordum. Çok olumlu tepkiler ve yorumlar aldığım bu yazılar zaman içinde şu an yazarı olduğum Milliyet Tatil ve Adilcevaz tarafından da fark edildi ve kendimi seyahat yazarı olarak kendi enerjimi kattığım yazıları yazarken buldum.

 

M.T.: Mutluluğu nasıl tanımlıyorsun? Nasıl mutlu oluruz?

T.Ş.B.: Bence mutluluk insanın sevdiği şeyi yapması ve tutkusunun peşinden koşmasıdır. İnsan, kendini gerçekleştirdiğinde mutlu olur. 

 

M.T.: Öyleyse seyahat senin için ne ifade ediyor?

T.Ş.B.: Tek kelimeyle “özgürlük”.

 

M.T.: Pek çok ülkede gezme ve farklı kültürle tanışma fırsatın oldu. Öncelikle diğer seyahatlerinden farklı olarak seni etkileyen ve tekrar tekrar gitmek istediğin bir yer var mı?

T.Ş.B.: Elbette var, bunu yurt içi ve yurt dışı olarak ikiye ayırıyorum. Öncelikle ülkemiz bir cennet. Tek bir yer seçmek çok zor ama seçecek olursam Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Adatepe ve Yeşilyurt köyleri. Bunlar tarihi dağ köyleri olmakla beraber Egenin mavi sularına yürüme mesafesinde. 

Yurt dışında ise beni en çok etkileyen yer Roma.

img-20201204-wa0022

 

M.T.: Peki aklında olumsuz kalan ve keşke gitmeseydim dediğin bir yer var mı?

T.Ş.B.: Yok demek isterdim ama maalesef var (gülüşmeler) 2 yıl önce Bartın, Karabük ve Amasra gezilerimiz (tabii ki doğal güzelliklerimizle ilgili bir durum yok ortada) organizasyonel problemlerden dolayı çok zorlu ve üzücü geçmişti. 

 

M.T.: Eminim yüzlerce ilginç yol hikayen vardır ancak başından geçen bir olayı bize anlatmanı istesem? 

T.Ş.B.: Kıbrıs seyahatimizde arkadaşlarımızdan bir tanesi kimlik yerine yanına İstanbul kartını almış gelmiş. (Gülüşmeler) Neyse ki evi yakın olduğu için taksiyle hemen gidip aldı ve uçağa son anda yetişti ama tüm seyahat boyunca bunun geyiğini yaptık.

 

M.T.: Yoldayken yaşadıklarını, anlık olarak takipçilerinle paylaşmak zor olmuyor mu? Bu tempoyla nasıl baş ediyorsun?

T.Ş.B.: Artık sosyal medya hayatımızın bir parçası haline geldi. Paylaşım yaparken içimden gelerek yaptığım için bir yükmüş gibi hissetmiyorum. Tabi içimden gelerek olmasının yanında da bilginin doğru akmasını istediğim için çok yoğun gezdiğim dönemlerde istisnai durumlar olabiliyor.

img-20201204-wa0027

M.T.: Korona süreci devam ederken Türkiye’nin çeşitli noktalarında seni görüyoruz. Tedbirlerini nasıl aldın? Gezdiğin yerlerde pandeminin etkilerinden biraz bahseder misin?

T.Ş.B.: Çok dikkatli davranmak zorundayım, hem kendi sağlığım hem de gittiğim ve iletişimde olduğum kişiler açısından bu çok önemli benim için. Kolonya ve dezenfektanımı hiç yanımdan ayırmıyorum. Sık sık ellerimi yıkıyorum ve kalabalık gruplarla seyahat etmiyorum. Maskesiz gezmiyorum. Zaten gittiğimiz birçok yerin nüfusu çok az olduğu için İstanbul’a göre çoğunlukla düşük risk bölgesi oluyorlar. Ve hatta bazı yerlerde vaka bile olmuyor.

 

M.T.: Özellikle son dönemde sosyal medyanın da etkisiyle seyahat etmek isteyenlerin sayısı önemli ölçüde arttı. Yola çıkmakla ilgili çekinceleri olanların sayısı da bir hayli fazla. Yol için adım atmak isteyen okuyucularımıza verebileceğin tavsiyelerin var mı?

T.Ş.B.: Yolculuk bir bilinmezliktir. Ve bilinmezlik insanı doğası gereği korkutur. Fakat cesaret korkuya rağmen adım atabilmektir. Kişinin kendini geliştirebilmesi ve hayat merdiveninde bir basamak daha yukarı çıkabilmesi için konfor alanından çıkmalı ve harekete geçmelidir. Bu yüzden ertelemesinler ve hayallerinin peşinden koşsunlar. Seyahatler illa ki bir varış noktası olmadan da sadece yolun ve götüreceği yerin heyecanıyla da yapılabilir. Evet, ben yola çıkmadan çok planlama yapmak zorundayım. Çünkü beni takip ederek o yola çıkacak birçok insanı da düşünmeliyim. Ancak plansız sadece yolda olma fikri de heyecan verici değil mi?

 

 

M.T.: Kastamonu ve Taşköprü geziniz ile ilgili seni en çok etkileyen şey ne oldu? Bir turist ya da seyahat yazarı olarak Kastamonu’ya ve ilçelerine neden gelinmeli? Davet etsek yine gelmeyi düşünür müsün?

T.Ş.B.: Taşköprü ve Paflagonya’ya Başkentlik yapan Karadeniz’in en önemli arkeolojik kentlerinden olan Pompeiopolis antik kenti mutlaka gezilmesi gereken bir yer ama aklında en çok ne kaldı diye soracak olursan; pastırmanın daha önce deneyimlemediğim lezzeti, kuyu kebabının ve etli ekmeğin damağımda bıraktığı mutluluk derim. (Gülüşmeler) Aynı zamanda Kastamonu, tarihi, kültürel ve gastronomik açıdan çok önemli ve mutlaka gezilmesi gereken bir yer. Ayrıca Sayın Belediye Başkanı Abdullah Çatal’ın ve sizlerin ilgi ve alakası ile Anadolu’nun misafirperverliğini bir kez daha görmek bizi ziyadesiyle mutlu etti. Davet ederseniz her zaman gelmekten mutluluk duyarım.

Röportaj: Mehmet TUĞCU

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ