Taşköprülülerin Buluşma Adresi Taşköprü Postası'na Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 8,13 / Satış: 8,17
€ EURO → Alış: 9,67 / Satış: 9,71

Yazar Neslihan Bilir; “Çocukların rahatsızlıkları yoktur, onları rahatsız eden ebeveynlerinin bakış açılarıdır”

Yazar Neslihan Bilir;  “Çocukların rahatsızlıkları yoktur, onları rahatsız eden ebeveynlerinin bakış açılarıdır”
  • 11.12.2020
  • 516 kez okundu

Yazar Neslihan Bilir;  “Çocukların rahatsızlıkları yoktur, onları rahatsız eden ebeveynlerinin bakış açılarıdır”

Taşköprü Postası Gazetesi olarak alanında başarılı isimlerle röportajlarımız devam ediyor.

Bu hafta ise son olarak yayınladığı “Kök İnanç” isimli eseri ile okuyucunun dikkatini en üst seviyede çekmeyi başaran ve daha önce de “Olumlamalar” isimli kitabıyla okuyucuyla buluşan ve yakın zamanda ise katıldığı ulusal TV programları ile izleyicinin beğenisini kazanan Kişisel Gelişim Uzmanı-Yaşam Koçu ve Yazar Neslihan Bilir bizlerle oldu.

Bilir ile yazın hayatının nasıl başladığı, son olarak yayınladığı “Kök İnanç” isimli eserin serüvenini, Kadınların mı – Erkeklerin mi Yaşam Koçu veya Kişisel Gelişim Uzmanına daha çok ihtiyaç duyduğu konularını ve daha fazlasını sizler için konuştuk.

 1-foto-1

1- Okuyucularımızın sizi daha yakından tanımasını istiyorum. Kendinizden biraz bahseder misiniz? Neslihan Bilir kimdir, neler yapar?

Kendini keşfetme yolculuğuna çıkmış, kendini ve yaşamını iyileştirirken aynı yolculuğu el yordamıyla yapmaya çalışanlara da rehber olmayı seçmiş biri demek, x’in eşi, y’nin annesi demekten daha hafif hissettiriyor. Çünkü dışarıdan bakanların Neslihan Bilir’i tanımlarken kimin annesi, kimin eşi ya da medeni hali vs. gibi konular kadar dar bir çerçeveden bakmadıklarını biliyorum. Ben nasıl yaşamımı değiştirebiliyorum, yaşamında sıkıntıları olan kişilere nasıl yardım edebilirim? Asıl merak edilenlerin bu olduğuna inanıyorum. Ben kendimi bu açıdan bakıldığında; huzurlu, her anlamıyla pozitif, sıcak ve samimi biri olarak tanımlıyorum. Klasik bir tanım olarak ise Neslihan Bilir, 38 yaşında, 18 yıllık evli ve bir kız çocuğu annesi. İki üniversite mezuniyeti ve profesyonel olarak yurt içi ve dışında birçok eğitimle kendini geliştirmiş, kişisel gelişim eğitmeni ve kişisel gelişim kitapları yazarıdır.

2- Yazın hayatın nasıl başladı?

Aslında bilgiye ulaşmakla ilgili yaşadığım sıkıntı dolayısıyla başladı. Şöyle ki; ilk öğrendiğim yöntemlerle ilgili çok fazla bilgi kaynağı yoktu. Kendimi karanlık bir yolda el yordamıyla ilerliyormuş gibi hissetmiştim. Benimle aynı süreçten geçen birçok insanın da bu durumdan şikâyetçi olduğunu fark ettim. Evet, ben kendi kendime bir şekilde ilerlemeyi başarabilmiştim. Ancak bunu yaparken edindiğim tecrübeyi paylaşırsam başkalarının da yolunu kolaylaştırabilirdim. Bu fikirden hareketle, ilk kitabım olan ve iki cilt halinde satışa sunduğum Bilinçaltı Kodları 1 ve 2 ortaya çıktı. Özelliği ise sadece kişisel gelişim konularında eğitim alan ve profesyonelleşmek isteyenler için bir rehber ve çalışma kitabı olmasıdır. Onun peşinden de sosyal medyada sıkça gördüğüm ancak yanlış yorumlandığını fark ettiğim olumlama yapmakla ilgili “Olumlamalar” kitabı geldi, son olarak da “Kök İnanç” kitabı kısa süre önce okurlarıyla buluştu.

3- Geçtiğimiz günlerde okurlarla buluşan “Kök İnanç” kitabını keyifle okudum. Yaşanmış hikâyelerden oluşan çok etkileyici bir kitap çıkmış ortaya. Bu kitabı yazma fikrinin nasıl oluştuğunu merak ediyorum. “Kök İnanç” kitabının serüveni hakkında ne söylemek istersiniz?

Öncelikle kitabımı beğenmene çok sevindim gerçekten, teşekkür ederim. Bu,  ilk seans yapmaya başladığım zamanlarda çok düşündüğüm bir şeydi. Çünkü her gelen insan kendi bakış açısıyla yaşadıklarını anlatıyordu ve herkesin yaşadığı hayat tam bir roman niteliğindeydi. Hani derler ya, “hayatım roman” diye. Gerçekten de hepimizin yaşamı farklı tecrübeler, travmalar ve bu travmalara bağlı farklı sonuçlanmalarla dolu. Geçmişte yaşanılan bir taciz olayı, bugün birinin hayatında obeziteye neden olurken, diğerinin yaşamında parasızlık olarak ortaya çıkabiliyor. Ve bu bizlere aslında birebir aynı olayı yaşamış olsak da farklı yorumladığımızı anlatıyordu. Bunları katkı olması açıdan öğrencilerimle ve meslektaşlarımla paylaşırken, onların da danışanlarına ve kendilerine çalışırken çözümlemek adına bu örneklere çok ihtiyacı olduğunu fark ettim. Aslında insan olarak acı bir olay yaşadığımızda bunun sadece bizim başımıza gelmediğini bilmeye de ihtiyacımız var. Sonrası ise malum başladım notlar almaya ve yazmaya.

4- “ Kök İnanç” okurlara hangi mesajları vermeyi amaçlıyor?

Ne sorun yaşarsanız yaşayın hayatta imkânsız diye bir şey yoktur. “İmkânsız” bizim zihnimizdedir. Her şey dönüşüp iyileşebilir ve siz bunu sadece olaya baktığınız açıyı değiştirerek bile yapabilirsiniz. Bence okuyucuya verdiği mesaj budur. Ayrıca bu kişilerin çok cesur olduklarını da belirtmek ve onları onurlandırmak isterim çünkü bizler gelen kişiye yaşamındaki bu durumu yaşamasının nedeni olarak kendisini gösteririz. Herkesin başına gelen olaylarda kendi sorumluluğunu kabul etmesi kolay olmayabilir. Ancak kendisini dönüştürdüğünde sorunu çözebileceğini, iyileştirebileceğini de seans sonuçlarından güç alarak ispatlarız.  Bu kitap okuyucuya bu mesajları vermekle birlikte meslektaşlarıma ve başkalarının yolculuklarına katkıda olmak isteyenlere de bir rehber niteliğinde olmasını istedim. Danışan hangi sorunu olduğunu düşünerek geliyor, altından gerçek sorun olarak ne çıkabiliyor? Bunu kişiye fark ettirirken nasıl bir yol izlememiz gerekiyor? Örneklerle anlatmak onlara da katkı olacağından, yaşanmış öyküleri anlatan bir kitap olmaktan çok “Kök İnanç” bir başucu kitabıdır benim için.

5- Sizce yazarlık, kolay bir meslek mi? Ortaya bir eser çıkarmak, zorlu bir süreç mi? Biraz bahseder misiniz?

Benim yazım ve anlatım dilim her zaman güçlüydü, bunun farkındayım ancak bir kitap yazma fikri birçoğumuz için büyük ve korkutucudur. Onca insanın onayına sunduğumuz yeteneğimiz veya yeteneksizliğimiz söz konusu olunca da biraz gözümüzde büyütmek normaldir. Editörümle bu konuyu konuşurken bana söylediği şey şu oldu; herkes kitap yazabilmek için çok kitap okumak gerektiğinden bahseder ancak bu tanım biraz eksik kalır, çünkü iyi bir dil ve anlatım dışında empati de yapabilmek gerekir. Başkasının gözüyle ve hisleriyle tarif ettiğiniz duyguyu ne kadar hissedebilirseniz o derece başarılı olabilirsiniz ve bunlar yetenek ve bakış açısı kısmıdır. Diğer açılardan ise çokça mesai harcar aynı zamanda işlerinizi de normal akışta sürdürmek istersiniz ve bu zaman alan süreçtir. Kontrol süreci ise kendi yazdıklarınızı, artık ezberlemiş olduğunuz cümleleri onlarca kez yeniden ve yeniden okumanız anlamına gelir. Meslek kısmına baktığınızda ise yazarlık idealist kişilerin mesleğidir. Onca emek, birikim ve tecrübenizle yazdığınız bilgileri çoğu zaman karşılıksız olarak sadece bilgiyi yayma amacıyla bir kitapta toplamak ancak idealist kişilerin yapabileceği bir şeydir. Çünkü para kazanmak ve bundan fayda sağlamak isterseniz yazarlık doğru bir adım olmayabilir. Bu açıdan bakıldığında da yazarlık ancak karşılıksız olarak fayda sağlama amacı güdüyor en azından uzunca bir süre…

_dsc5208

6- Yaşam Koçluğu ve Kişisel Gelişim Uzmanı serüveniniz nasıl başladı? Nasıl karar verdiniz bu mesleği yapmaya?

Bu bir karar sonucu olmadı diyebilirim. Çünkü ben bu yolculuğa sadece kendimi iyileştirmek için çıktım. Kendi içimdeki olumsuz duyguları dönüştürmek, öfkemi ve kızgınlığımı dindirmek istedim. Bir şeyler yapmam gerektiğine karar verdiğim noktada ise karşıma bu yöntemler çıktı. Kendi üzerimde o kadar yoğun çalıştım ki, insanlar çok kısa bir süre sonra bendeki değişimi fark ettiler. Nasıl değiştiğimi, kendime ne yaptığımı sormaya başladılar. Ve onların da yaşamlarındaki sıkıntılar konusunda yardımcı olmamı istediler. Kendimi iyileştirmek ve yaşamımı dönüştürmek daha kolaydı çünkü kısmi bilgilerimle el yordamımla ilerleyebiliyordum. Ancak konu başkalarına yardım etmek olduğunda ise daha da bilgili olmam gerektiğine karar verdim ve eğitimlerime devam ettim. Sonuçta hem onlara danışmanlık hizmeti vermeye hem de kendi yaşamlarını iyileştirmek isteyen kişilere eğitim vererek onlara yöntemleri öğretmeye başladım. Kısacası kendimi parlattım ve ışığıma gelen çok oldu, kendi yolumu ve onları aydınlatmaya çalıştım.

7- Yazarlıkla beraber Yaşam Koçu ve Kişisel Gelişim Uzmanı olarak tanıyoruz sizi. Gerçekten merak ediyorum ailenizin de koçluğunu yapıyor musunuz?

Danışanlarım da bunu çok fazla soruyorlar ve ailemin çok şanslı olduğunu düşünüyorlar. Ailemin şans olarak gördüğü şey ise benim öfkesiz, sakin ve her şeyin çözülebilir olduğuna olan inancımdır. Bizler aile yaşamlarımızda ne kadar yakın bir ilişki kurarsak kuralım, birbirimizin özel alanlarına ve sınırlarına saygı göstermeliyiz ve sınırlarımızı korumak açısından da bunu talep etmeliyiz. Bu açıdan bakıldığında onların özel alanlarına girmeyi ve bu konuda ısrar etmeyi hiçbir zaman düşünmedim. Talepleri doğrultusunda ve sadece yardımımı istedikleri konularda yol gösterici ve sorun çözücü olsam da yaşamımızın birlikteliği ve birbirimize yargısız bakma konularına çok önem verdiğimden onlarla bir danışan ilişkisi kurmamaya özen gösterdim. Eğer gerçekten bir sorun varsa ve çözülmesi gerekiyorsa başkalarıyla çalışmalarını sağladım. Ayrıca bu “Benim sorun olduğunu düşündüğüm konu sadece benimle ilgilidir” bakış açımı da destekledi. Çünkü kızım odasını toplamıyor ve sorumluluklarını almıyorsa ve bundan o değil de sadece ben rahatsızsam bunu kendi üzerimde çözümlemeyi tercih ederim. Benim anne olarak neden bu davranışa ihtiyacım olduğunu çözersem kızım da odasını toplamaya ve sorumluluklarını almaya başlar. Çünkü yaşam oyununda ailemiz dâhil herkes bizim aynamızdır, mesaj getiren elçilerdir. Görmemiz, çözümlememiz gereken konular üzerine bizi uyaranlardır.

8- Kadınlar, Yaşam Koçu ve Kişisel Gelişim Uzmanı’na erkeklerden daha çok ihtiyaç duyuyor, diyebilir miyiz? Bu konuda neler düşünüyorsunuz?

Aslında ihtiyaç kelimesi bence doğru değil. Nedeni de, cinsiyet ayırımı olmadan tüm insanlar kendilerini fark etmeye ve yaşamlarındaki sorunları çözmeye ihtiyaç duyuyorlar. Ancak kadınların bizim yöntemlerimize daha sık başvuruyor olmalarının nedeni kendilerini ifade etme ve açık olma konularında daha başarılı olmaları. Bu sadece benim kendi gözlemim çünkü kadın bir danışan neler olduğu ve yaşandığı konusunda o kadar rahat ve açık ki her şeyi ilk seansta rahatsızlık duymadan anlatabiliyor. Erkek bir danışanla bu yolu ancak üç-dört seans sonra almış olabiliyoruz. Benim uyguladığım enerji yöntemlerinde kadınlar daha çok anlatması, konuşması gereken yöntemleri seçerken, erkekler uzanıp, uyuduğu, enerjinin kendinden dönüştüğü yöntemler konusunda ısrarcı oluyor.

9- Hedefleri gerçekleştirirken Koçluğun önemi nedir? Biraz bahseder misiniz lütfen.

Hedefleri önce belirlememiz gerektiği kuralından yola çıkarsak, birçoğumuzun bir hedefi bile yok. Ne istediğimiz ya da ne beklediğimiz konusunda bir fikrimiz dahi oluşmamış. Bundan sonraki yaşamımızın neye benzemesi gerektiği veya nasıl bir yaşam istediğimiz konusunda bile net değiliz. Cevap vermekte en çok zorlandığımız sorular; “Yaşam amaçlarımız ve hedeflerimiz nedir?” sorularıdır. Çünkü anlık olarak problemleri çözmeye odaklıyız. “Üniversite bir bitsin, bir işe gireyim de ondan sonrası kolay, askere gidip geleyim sonrasına bakarız” bakış açıları da aynen böyle. Anlık olarak önümüze gelen problemi çözüyor ve bir sonraki problemi bekliyoruz. Düğüm düğüm olan bir halatı komple görmektense her bir düğümü çözüp sonrakine geçiyoruz. Aslında bu halat bizi sonunda nereye götürecek, o yer istediğimiz yer mi farkında bile değiliz. Sonuç olarak evet hedef belirlemek, bunun bizim yaşamımız için gerçekçi olması önemli, ama lütfen bir hedef belirleyelim ve bu doğrultuda ilerlemek için yol planını oluşturalım. Kısacası bana danışan olarak gelen kişilerin çok azı bir hedef belirleyip bu yolda nasıl ilerleyeceği konusunda fikir almak istiyor geri kalanlarla ise ancak geçmiş travmalarını iyileştirip onları “Bir hedefi olabilir” noktasına getirebiliyoruz.

mockup-1

10- Koçluk yaparken yaşadığınız ilginç bir deneyiminiz var mı?

Koçluk yaparken her bir danışanın ve onunla yaptığım çalışmaların kendine has bir farklılığı ve ilginçliği zaten var ancak spesifik bir olay soruyorsanız düşünmeden cevap vermem çok zor çünkü gerçekten çok var. Bir kadın danışanım arayıp 10 yaşındaki çocuğunun problemleri olduğunu ve tavsiye üzerine onu getirmek istediğini söylemişti. Ancak ben çocuklar söz konusu olduğunda genellikle anneyi seansa davet eder ve sorunu onunla çözmeye çalışırım. Çünkü çocukların rahatsızlıkları yoktur, onları rahatsız eden ebeveynlerinin bakış açıları vardır. Ve bu bakış açıları değiştiğinde hiç görmediğim danışanın çocuğunda değişikler olduğuna dair geri bildirim alırım. Israrım üzerine kendi gelmeyi kabul eden anne, seans sırasında o kadar çok kendiyle yüzleşmek zorunda kaldı ki, bundan da hiç hoşlanmadı çünkü bunu beklemiyordu. Çıkarken tekrar seansı için randevu almasını istediğimde ciddi suçlayıcı bir tepkiyle “Bir daha asla gelmem” demişti. Şaşırdım tabi ki ama çok üzerinde düşünmedim. Sonuçta bir hafta sonra arayarak çocuğunda değişimler olduğunu, öğretmenlerinin dikkat eksikliği konusunda şikâyet ettikleri bu çocuk için “İlaca mı başladı, çok iyileşmiş” tebriklerini kabul ettiğini anlattı ve tepkisi için özür diledi.

11- Psikolog ve Koçluk birbirinden ayrı meslekler olsa da çok karıştırılıyor. Aradaki ayrımı siz nasıl koyuyorsunuz?

Karıştırılmasının sebebini çok anlayamıyorum. Çünkü bizler psikologların ön danışma masası gibi çalışırız. Yani kişilerin sadece hedefleri, bunlarla ilgili planları ve bunları uygulamakla ilgili sıkıntıları varsa ve yaşamlarındaki bu sorunlar sadece bunu fark ederek çözümlenebilecekse bizlere başvururlar. Yaşam koçları olarak asla psikologların yapacağı işi yapmayız, eğer burada bir psikoloğa ve psikiyatriste ihtiyaç olduğunu anlarsak seansları durdurur ve yetkin kişilere yönlendirmeler yaparız. Benim kendi prensibim, psikolog veya doktor gözetiminde, herhangi bir psikolojik teşhis ve devamında ilaç kullanımı varsa danışanı bu tedavi süreci sonlanana kadar kabul etmem.

12- Röportaj için hazırlanırken birçok sertifikanız olduğunu gördük. Bize biraz sertifikalarından bahseder misin?

O gördüğünüz sertifikalardan çok daha fazlası var ancak sertifikaları koymak için ayırdığım köşeye sığmıyorlar. Ben eğitim koleksiyoneri değilim ve bu şekilde olunmasına karşıyım. Bilgi nerede eksikse onu tamamlamak için eğitim alır, eğitim alacağım konuyu da iyi düşünürüm. Öğrencilerime de bu konuda tavsiyeler veririm. Önce araştırın, düşünün bu eğitim size ne katkı sağlar planlayın derim. Ancak bu serüvende benim başkalarına yol gösterici olabilmem için doğru ve ayrıntılı bilgiye sahip olmam gerekir. İşletme ve İstanbul Üniversitesi Tıbbi Terminoloji dallarında iki bölümü bitirdikten sonra, işaret dili konusunda eğitim aldım. Kişisel gelişim eğitimlerine ise Theta Healing yöntemiyle başladım. 5 tanesi yurt dışında eğitmenlik olmak üzere bu konuda 11 eğitim aldım. Bunları tamamlarken, Amerikan Hipnozcular Birliğinden hipnoz ve derin meditasyon konusunda mezun oldum. Yeditepe Üniversitesi Yaşam Koçluğu sertifikasını tamamladım ve İnnerspeak ve Access Conessconsciousness tekniklerinin de eğitmeni oldum. Parapsikoloji, kuantum, temel psikoloji, sarkaç ve bilinçaltı dili vb. yöntem ve konularında da eğitmenlik ve uygulayıcılık yetkilerim oldu. Sanırım şu an aklıma gelmeyenler de var ancak özetle bunlardan bahsedebiliriz. Eğer benim gibi bilgi aşığı biriyseniz ve kendi zengin iç dünyanızı keşfetmeye başlamışsanız öğrenecek bir şeyler mutlaka bulursunuz.

13- Bu kadar çok sertifika alan ve kişisel gelişimin birçok dalında hizmet veren biri olarak kendi kişisel gelişiminizi anlatır mısınız? Bu yolda neler yaşadınız ve kişisel gelişimini tamamladığınızı düşünüyor musunuz?

Kendimi ve yaşadıklarımı değiştirebileceğimi fark etmem zaman aldı elbette. Ancak herkesin bir kutsal zamanı olduğuna inanıyorum. Kimse geç kalmış ve erken başlamış değil. Her şey olması gereken zamanda ve şekilde oluyor. İlk kez eğitim alıp da yaşamımı ve duygularımı dönüştürmeye başladığımda ispat zorunluluğunu hissetmediğim için zorlandığımı düşünmüyorum. Yani meditasyon yapmak, kendini ve yaşamını bu şekilde değiştirmeye çalışmak bir çok bilinç için zor kabul edilebilir olduğundan eleştirel yaklaşan çok kişi olabiliyor. “Bu işe yaramaz” diyenlerle bile savaşmadım. “Peki, ben yine de yapmaya devam edeceğim” deyip yoluma devam ettim. Zaman içerisinde bendeki ve yaşamımdaki değişimleri görerek zaten ikna oldular.

Ben gerçekten kendini geliştirme yolculuğunun sonu olduğuna inanmıyorum. “Tamam, şimdi bu eğitimi de aldım, şu bilgiye de ulaştım bu sonlandı” diyebileceğimiz bir sınırı yok. Bunu diyen varsa egodan diyordur diye düşünüyorum. Bu sebepten dolayı hala gelen her danışanı ve öğrenciyi bir mesaj getiren olarak görüyor ve onlardan sonra kendi üzerimde çalışmaya devam ediyorum.

14- Eğitim almak isteyen ya da danışanınız olmak isteyen kişiler kolay ulaşabiliyor mu size?

Ulaşılabilir olmak benim çok önem verdiğim bir konudur. Çünkü eğitimlerden sonra öğrencilerin yaşamına hala destek verebilirsem onlar da kendi yaşamlarını daha kolay değiştirebiliyorlar yeter ki talep etsinler. Ancak telefon, mail ve mesajlara dönüşüm her zaman anında olmayabiliyor. Sürekli bir seans döngüsü, eğitimlerin uzunluğu ve o sırada da mutlaka yazıyor olmak beni meşgul yapıyor. Televizyon programları, kitapların tanıtımı ve imza günleri de bu meşguliyeti artıyor haklı olarak. Bana ulaşmak isteyen öğrenci ve danışanlarım zaten bunları tahmin ediyor ve geri dönüş yapacağımı biliyorlar. O yüzden; Evet ben ulaşılabilir biriyim ve bunu seviyorum.

15- Son olarak gazetemiz okurlarına neler söylemek istersin?

Bu yaşamda yaşadığınız her sıkıntı ve sorun sizin eseriniz, bunları sizin çocukluktan itibaren oluşan tanımlarınız yarattı. Ancak mükemmel olan şey şu ki, bu tanımlarınızı değiştirdiğinizde sorunlarınızdan kurtulabilir hatta muhteşem bir yaşam oluşturabilirsiniz. Yaşamınızın kontrolünü elinize alın. Size yapılan davranışları ve bunları yapanları değiştirmek çok zor, hatta imkânsızdır. Ancak siz değiştiğinizde yaşamın da değiştiğini görebilirsiniz.

Röportaj: Mehmet TUĞCU

_dsc5124

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ