Taşköprülülerin Buluşma Adresi Taşköprü Postası'na Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 7,37 / Satış: 7,40
€ EURO → Alış: 8,97 / Satış: 9,01

“Beyaz yaka maaşıyla dünyayı geziyor”

“Beyaz yaka maaşıyla dünyayı geziyor”
  • 18.12.2020
  • 457 kez okundu

“Beyaz yaka maaşıyla dünyayı geziyor”

 

Taşköprü Postası Gazetesi olarak alanında başarılı isimlerle röportajlarımız devam ediyor.

Bu hafta ki konuğumuz ise neşesi ve enerjisi ile gezdiği yerlerde yaşadığı heyecanını okurlarıyla buluşturmakta oldukça başarılı olan Milliyet Tatil Gazetesi yazarlarından ve blog yazarı Aslı Güven oldu.

Güven ile kadın olarak gezmenin zorlukları, yola çıkmayı düşünenlere tavsiyelerini, blog yazarlığına yeni başlayacaklara tavsiyelerini, korona sürecinde nelere dikkat ettiğin daha fazlasını sizler için konuştuk.

 

whatsapp-image-2020-12-18-at-01-06-37-3

 

M.T.: Sevgili Aslı öncelikle seni tanımak isteriz. Bize kendini anlatır mısın? Aslı Güven kimdir?

A.G.: Klasik olarak kendimden bahsedersem 13 Ağustos 1990 Hatay doğumluyum, işim sebebi ile İstanbul’da yaşıyorum. Eğitim hayatım ülkemizin çeşitli şehirlerinde geçti Tekstil Mühendisiyim ve kurumsal bir tekstil firmasında halen çalışıyorum.

Seyahat etmeyi çok sevdiğimden dolayı fırsat bulduğum her tatilde her izin gününde program yapıp yollara düşüyorum. Çevremdeki herkes bir izin gününde mutlaka bir gezi planım olduğunu bilir. Bir yandan beyaz yakalı olarak bir yandan gezgin olarak hayatımı geçiriyorum diyelim

whatsapp-image-2020-12-18-at-01-06-36

M.T.: Seyahat yazarlığı öncesinde ya da beraberinde ne yapıyorsun?

A.G.: Aslında mezun olduğum bölümle ilgili işlerde çalıştım genel olarak; halen buna devam ediyorum. İstanbul’da bir tekstil firmasındayım, görevim ise; tasarım ve üretim arasındaki koordinasyon olarak tanımlayabilirim. Seneye mağazada olacak ürünlerin üretimlerini yaptırtıyorum çeşitli firmalara, herkesten önce bu ürünleri görmek ise ayrı bir keyif.

M.T.: Kendini bir gezgin olarak hissetmeye ne zaman başladın? Gezi maceralarını diğer insanlarla paylaşmaya ne zaman karar verdin?

A.G.: Aslında babamın memur olmasından dolayı çocukluğumda gezmeye başladım. İlk ve Ortaokul yıllarımı 3 farklı şehirde tamamladım. Her şehir bana farklı birer insan kattı, üniversite okumak için ailemin yanından da ayrılınca tamamen kendi başıma ben gezmeliyim dedim. Kendime o zaman bir fotoğraf makinası almıştım gezdikçe çekiyordum.

İki sene öncesine kadar kendim için geziyor ve çevremdekilere önerilerde bulunuyordum. Sonrasında bundan keyif aldığımı fark edip neden tanımadığım insanlarla da paylaşmayayım ki dedim. Sonuçta hepimiz birilerinin önerisini alıyor ve fikir soruyoruz. Bunu başkaları ile paylaşmanın ekstra mutluluk verdiğini fark edince tamam yapmalıyım dedim. Böylece Sosyal medyaya açılmış oldum.

whatsapp-image-2020-12-18-at-01-06-37-1

M.T.: Bildiğimiz üzere Milliyet Tatil Gazetesinde deneyimlerini bizlerle paylaşıyorsun. Seyahat yazarı olma hayatın nasıl başladı?

A.G.: Sosyal medyada yaptığım paylaşımlarıma mutlaka paylaştığım yerlerle ilgili bilgi veriyorum. Gidilmesi ve görülmesi gereken farklı noktalara değiniyorum. Farklı web sayfaları tarafından fark edilip bizim içinde yazar mısın diye sorulduğunda düşünmeden kabul ettim. Böylece çeşitli bloglarda da yazmaya başladım. Hem çevremden hem de tanımadığım kişilerden çok güzel dönüşler oldu. Zamanla Milliyet Tatil tarafından da bu şekilde bir talep gelince bende kendimi mutlulukla bu işinde buldum. Şimdi gezdiğim yerleri ve deneyimlerimi Milliyet Tatil üzerinden birçok insanla buluşturmuş oluyorum.

M.T.: Kadın olarak gezmek bazen zor olabiliyor. Bu konuda zorluk yaşıyor musun?

A.G.: Evet ülkemizde ve yurtdışında dahi kadınlar için bu tür şeyler zor olabiliyor. Fakat ben şimdiye kadar bir zorluk yaşamadım. Hatta o kadar dikkatli ve misafirperver bir şekilde ağırlandım ki tekrar giderim dediğim yerler oldu. En büyük isteğim tüm kadınların yalnız bile olsa rahat ve güvenli gezebileceği ve yaşayabileceği bir dünya.

M.T.: Seni etkileyen yolculukların nereler oldu. Bu seyahatler sırasında başına gelen muhakkak unutamadığın şeyler de olmuştur. Ayrıca aklında kalan, etkilendiğin bir anından bahsetmek ister misin?

A.G.: Tarihi çok severim bu yüzden gezilerimde genelde geçmişle bağlantı kurmaktan büyük zevk alıyorum. Yıllar önce Çanakkale Gelibolu’ya gittiğimde çok etkilenmiştim. İnsan yaşananları düşünüp şimdi güvenle o topraklara basınca duygularına hakim olamıyor. Bu sene tekrar gitme fırsatım oldu ve yine aynı duyguları hissettim. İnsanın tüylerin diken diken olmaması imkânsız diye düşünüyorum.

Yurtdışından bahsedersek ise geçtiğimiz sene Londra’ya gitme fırsatım oldu. Yıllarca okullarda bize dünyanın başlangıç noktası 0 meridyeni olarak anlatılan Greenwich’i görmeden dönmek kendime yapacağım bir haksızlık olurdu. Gittiğimde bahsedilen meridyenin iki adımım arasındaki bir çizgi olduğunu görmek ve yıllarca bunu okuyup orada bulunmak beni çok etkilemişti.

M.T.: Peki aklında olumsuz kalan ve keşke gitmeseydim dediğin bir yer var mı?

whatsapp-image-2020-12-18-at-01-06-37-2

A.G.: Olumsuz kalan şehirler yok aslında, hatta genelde iyi ki gitmişim derim. Gezi anında yaşadığım olumsuz anılar ise şu an komik geliyor bana. Şöyle bir anım var;  geçen sene yeni yıl kutlamalarında Londra’da dışarıda olalım, havai fişek gösterilerini izleyelim dedik. Otele dönmemiz sabah beşi bulmuştu. Belirtmekte fayda var eğlenmekten değil yürümekten. Bütün ulaşım araçları iptal olmuştu ve izdiham vardı, önümde birileri tutuklandı ve birçok dilde anlamadığım konuşmalar oldu. Sonrasında yılbaşı gecesi evde oturacağım diye söz verdim kendime

M.T.: Seyahat kültürü her geçen gün daha geniş kitlelere nüfus ediyor. Artık yola çıkmak birçok insanın önemli bir hayali. Seyahatin ruhunu fazlaca içine çekmiş bir gezgin olarak, yola çıkacak dostlarımıza neler tavsiye edersin?

A.G.: Fırsatı olan ve buna fırsat yaratabilecek herkese yola çıkın derim. Yola çıkmadan önce ise gidilecek yerin kültürü, tarihi ve doğal güzelliği ne varsa araştırılmalı. Gezdiğimizde gördüklerimiz; kültür ve tarihle bağlantı kurunca anlamlı hale geliyor bu yüzden bunları atlamamakta fayda var.

M.T.: Blog yazarlığına yeni başlayanlara ya da başlamak isteyenlere tavsiyelerin nelerdir?

A.G.: Bu konuda çevremizde çok insan var. Bu yüzden başlamak isteyenlere önerim özgün ve kendileri olmaları. Günümüzde herkes birbirine benzer birçok yazıyı bulabiliyor artık internette. Asıl aranan ise; deneyimler sonucu ortaya çıkanlar diye düşünüyorum. Bir insan bunu severek kendi olarak yaparsa kesinlikle fark yaratır.

M.T.: Korona sürecinde seni sürekli yollarda gördük. Tedbirlerini nasıl aldın? Gezdiğin yerlerde pandeminin etkilerinden biraz bahseder misin?

A.G.: Korona süresince de yollardan ayrı kalamadım evet ama çok sıkı tedbirler aldım. Bunu hem kendim için hem de gittiğim yerlerdeki insanlar için yapmak zorundaydım. Yola çıkmadan önce test yaptırdım; kolonya, dezenfektan ve maske ayrılmaz üçlü benim için. Yanımda 1 litrelik kolonya ile geziyorum hatta . Kalabalık yerlerde ve kalabalık gruplar halinde gezmemeye ve mesafeli durmaya dikkat ediyorum.

Genel olarak kapalı mekânlar ve maskeli insanlar var etrafta. Özellikle bu yaz Marmaris’te turizmin fazlasıyla etkilendiğini görmek benim için üzücü oldu.

M.T.: Korona süreci bittiğinde yapacağın, planlanmış seyahatlerin var mı?

A.G.: Olmaz olur mu . Şimdiden yola çıkmanın hayalini kuruyorum. Hala bu konuda endişeli olsamda ertelediklerim ve planladıklarım var. Özellikle bu sene iptal olan seyahatlerimi yapmayı planlıyorum. Ülkemizde Kars ve Ağrı; yurtdışında ise İskoçya ve İrlanda şu an listelerimin en başında. Diğerlerini ise zamana bıraktım sürece göre hareket edeceğim.

whatsapp-image-2020-12-18-at-01-06-37

M.T.: Kastamonu ve Taşköprü geziniz ile ilgili sizi en çok etkileyen şey ne oldu? Bir turist ya da seyahat yazarı olarak Kastamonu’ya ve ilçelerine neden gelmeli? Davet etsek yine gelir misin?

A.G.: Kastamonu ülkemizin nadide şehirlerinden biri. Hem tarihsel hem doğal güzellik hem de gastronomik açıdan çok önemli bir yer kaplıyor.  Taşköprü sadece sarımsağı için değil hem Pompeiopolis antik kenti mutlaka gezilmeli. Hem de Kent Müzesindeki tarihsel bilgiler için görülmeli. Bunun dışında Horma ve Valla kanyonu beni çok etkiledi, yapısal olarak muhteşemler.  Gastronomik tarafından bakarsak yediğim pastırmanın ve etli ekmeğin tadını anlatmam ise mümkün değil. Sayın Belediye Başkanı Abdullah Çatal’ın ve sizlerin misafirperverliği ile ağırlanmak bizi çok mutlu etti ve gezimiz fazlasıyla keyifliydi.

Davet ederseniz her zaman gelmekten mutluluk duyarım, daha tadılacak çok şey ve görülecek çok yer var .

M.T.: Son olarak gazetemiz okurlarına neler söylemek istersin?

A.G.: Bu güzel şehire geldiğim  ve sizlerle tanışma fırsatı bulduğum için kendimi şanslı sayıyorum. Hayat yerinde saymak için çok kısa. Yaşadığımız yılların değerini bilerek farklılıklar yaratmaya çalışalım, yola çıkıp yeni insanlar tanıyalım derim.

Bana konuşma fırsatı verdiği için gazetenize ve sizlere teşekkürlerimi sunarım. Hoşça kalın…

Röportaj: Mehmet TUĞCU

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ