enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
19,1143
EURO
20,7354
ALTIN
1.211,95
BIST
4.811,45
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kastamonu
Hafif Kar Yağışlı
2°C
Kastamonu
2°C
Hafif Kar Yağışlı
Çarşamba Kar Yağışlı
2°C
Perşembe Açık
7°C
Cuma Hafif Yağmurlu
11°C
Cumartesi Çok Bulutlu
14°C

KGK Deprem Paneli’nden çıkan sonuç: Depremi asla gündemden düşürmeyelim

KGK Deprem Paneli’nden çıkan sonuç: Depremi asla gündemden düşürmeyelim
A+
A-

Küresel Gazeteciler Konseyi (KGK), Ankara’da ‘Deprem Paneli’ düzenledi. Depremin farklı boyutlarıyla ele alındığı panele TBMM eski Başkanı Bülent Arınç da katıldı

KGK Genel Başkanı Mehmet Ali Dim’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelin ilk oturumu 15.00’de başladı. Ankara’da KGK Genel Merkezi konferans salonunda yapılan panel Sakarya KGK il temsilcisi Zafer Tokuş’un sahibi olduğu başarılı uydu kanalı TV264 ekibi tarafından çekilerek KGK YouTube ve diğer sosyal medya hesaplarından canlı yayınlandı. TV264’ün yanısıra yaklaşık 20 yerel televizyon kanalı da canlı olarak yayınladı. Panelin açılışında konuşan Dim, depremle ilgili söylenecek çok şey olduğunu ifade ederek, “Ben depremin 2. gününden itibaren birer hafta arayla 3 kez o bölgeye gitmiş bir kardeşiniz olarak burada çektiğim fotoğraflar ve görüntüleri sizlerle paylaşıyorum. 2. gün Osmaniye, 3. gün Kahramanmaraş’taydık. Bunlar bilindik görüntüler. Şöyle bir de gerçek var. ‘Devlet nerede’, ‘Devlet yoktu’ gibi serzenişler var. Ben onlara pek katılmıyorum. Devlet aslında biziz, hepimiziz. Devlet sadece oradaki vali, emniyet müdürü, AFAT, Kızılay değil. Ben şunu gördüm ki, devlet de halkımız da vardı. Eğer devletin bir unsuruysa halk, halkımız ve devletimiz tüm unsurlarıyla oradaydı. Tabi ki koordinasyonda bir takım sıkıntıların olduğu bir gerçek. Fakat unutulmamalıdır ki 11 tane şehri kapsayan ve onlarca ülkeden büyük bir sahada bana göre asrın felaketini yaşamış olan bir ülkenin devletinin de bir anda bu kadar büyük bir alana etki etmesi o kadar kolay değil. Türkiye’nin her yerinden akın gelenler vardı. İnsanlarımız bir şeyler yapabilmek için adeta bölgeye koştular. Yardım yağdırdılar. Enkaz kaldırmak ve insanları enkazdan kurtarmak elbette uzmanlık işidir. Kısa sürede bu konuda da organize olunduğunu gördük. Allah böyle felaketleri bir daha yaşatmasın” dedi.
EKONOMİ YÜZDE 10 OLUMSUZ YÖNDE ETKİLENECEK’
Dim daha sonra sözü panelistlerden KGK Meclis Üyesi Uzman H. Cesurhan Taş’a verdi. Deprem bölgesindeki incelemelerini aktaran Taş, katılımcılara “Depremin bilançosu” hakkında bilgi verdi. Taş, “Ağırlıklı olarak Hatay’da çalıştım. Devletimiz, milletimiz sahadaydı. Eksik kaldık, gedik kaldık. Kalınabilir bu mümkün. Ama hepimiz bütün emeğimiz ve çabamızla sahadaydık. Yapılan araştırmalarda dünyada yaşanan doğal afetler arasında meydana gelen can kaybı bakımından 3. sırada. 81 vilayetimizin 55 tanesi deprem fay hatları üzerinde. Dolayısıyla ev yaparken bunu göz önünde bulundurmamız gerekirken yüzde 67’lik bir kaçak yapı durumu söz konusu. Şimdi sahada tabi biz imalat tesislerini ararken gördüğümüz yerlerin çoğu konuttu. Konut ve imalat bitişmiş durumda. Henüz hasar tespit çalışmaları devam ediyor. Net bir veri yok elimizde. 1999 depremini İstanbul’da yaşadım. O dönemde ciddi bir zafiyet olduğunu gördük. O zaman yapılanma sürecinde AFAD’ı kurduk. O zamana kadar Sivil Savunma Genel Müdürlüğü, Afet İşleri Genel Müdürlüğü, Acil Durum Yönetimi Başkanlığı gibi 3 farklı başkanlığımız vardı. Bunları birleştirip risk yönetimi esaslı harikulade bir kurum kuruldu.
Türkiye’nin gayri milli hasılasının yüzde 10’u deprem bölgesi tarafından karşılanıyor. Buradaki kayıp ekonomik olarak 85-90 milyar dolar arası bir rakam olacak gibi görünüyor. Ortalama ekonomi yüzde 10 olumsuz yönde etkilenecek Bu kaybı azaltmak için çalışmalıyız. Bölgedeki 3 milyon konuttan 1 milyonu hasarlı. 1 milyon konteyner ihtiyacı var. Konut alanları ve imalat alanlarının aynı yerde olmasının sonuçlarını gördük. Üretim ve tedarik zinciri kırıldı. Bölgede ciddi anlamda iş gücü kaybı var. Ciddi anlamda konteyner ihtiyacı var” diye konuştu.
‘MİLLET OLARAK SAVAŞ HALİNDEYİZ’
Deprem bölgesinden yeni dönen SODİMER Başkanı Prof. Dr. Levent Eraslan ise “Deprem ve iletişim teknolojisi” konusunda katılımcıları bilgilendirdi ve izlenimlerini aktardı. Eraslan, “İşimiz gereği gözlem ve dinlemede kaldık. Biz 40 gündür bir filim izlemişiz, öyle değilmiş. Tabiatımız gereği arka sokaklara girdik. Medyanın bu depremdeki tutumu ilerde bir master doktora tezi olur. Çünkü bize anlatılanlar izlediklerimiz değil. Planlama ve koordinasyon yok, 20 bin kişinin öldüğü kentin valisi siyaset için istifa ediyor. Üzüntüsünden değil. Yanına sağlık müdürünü de almış. Ben o caddelerde hala ceset gördüm, 40 gün geçmiş. Karot testini ilk kez duyduk. Üfleseniz dağılan bir çok bina var. Buna kim izin verdi, o belediye nerede, bakanlık temsilcileri bunu görmedi mi? Hatay’da 15 vali var. Kentin valisi var mı, yok, istifa etti. Yetkiyi kim kullanacak peki? Yetki kullanımı büyük problem. Şimdi daha çok yardıma ihtiyaçları var. Şehirler bomboş. İnsan yok. Çok ilginç durumdayız. Kime sorsanız biz yardımımızı yaptık diyor. Bu çok tehlikeli bir söylem. Bu dönemde 3 tane sosyal medya aracı öne çıktı. WhatsApp, Twitter ve Youtube. Baktığımızda Twitter ciddi anlamda ön aldı, yardım kampanyaları vesaire. Bu acı bu milleti birleştirmedi. Depremin 2. gününde sosyal medyada kavgalara başladık. Savaş halindeyiz. Oradan bir taş kaldırana Allah razı olsun dememiz lazım. Bu süreçlerde radyolar ön plana çıktı. Kriz anında sosyal medya nasıl kullanılır, beyanat nasıl verilir bunlar önemli.
Hayırseverleri bile kamplaştırdık. 1999 depreminden sonra 24 yılda ders almamışız. Biz öğretim programlarına böyle bir dersi neden koymuyoruz. Bu arada, hep dedik ki, asla yattığımız yerde telefon olmasın. Oysa, depremde yanında telefon olanların çoğunun hayatı kurtuldu” ifadelerini kullandı.
‘İLLERİN RİSK HARİTALARI ÇIKARTILMALI’
Panelde konuşan Şiddetle Mücadele Vakfı (HEGEM) Başkanı Adem Solak ise şu ifadeleri kullandı: “Bir toplumda sıra dışı bir olay olduğu zaman o toplumun sıra dışı olaya sıra dışı akılla mantıkla, bilgi ve beceriyle bakmasını bilmesi lazım. İkincisi ise sıra dışı değerlendirmeler sıra dışı uygulamalar ve sıra dışı çözümlere geçebilmesi lazım. 1 Kasım 1755’te yani 265 sene önce Lizbon’da büyük bir deprem oluyor. Portekiz’in başındaki yönetici toplumuna şu bildiriyi yayınlıyor: Ölüleri en uygun şekilde kaldırın. Sağ olanları taşıyın ve besleyin. Güvenliği sağlayın.
Marmara eksenli depremlerden sonra Türkiye’de bir şey yapılmış mı? Örneğin, 50 tane doçent ve profesör toplanmış. Deprem sonrası travma alanında dünyadaki kaynakları kullanarak eğitim verilmiş ve uluslararası seviyeye yükseltilmişler. Peki siz hiç duydunuz mu bu hocalardan bir açıklama. Kimisi ölmüş, kimisi emekli olmuş. Bazı STK’lar deprem bölgesine 3 bin, 4 bin psikolog gönderdiklerini söylüyorlar. Deprem travmaları alanında eğitimli Türkiye’de 50 tane hoca var. 3 bin taneyi nerden buldunuz?
Bizi gerçekten 21. YY ülkesi ya da insanı olmak istiyorsak 21. YY bilim disiplinlerini bilmemiz lazım. Bırakalım birbirimizle uğraşmayı, bırakalım siyasetle uğraşmayı. Yok böyle bir dünya. Diğer taraftan risk hazırlığı diye bir şey var. Yeniden bizim bunları değerlendirmemiz lazım. İllerin, bölgelerin risk haritalarını çıkartırken bilim disiplinlerinin bakış seviyesiyle ortaya koymamız gerekiyor.”
‘BURADA DEPREMİN AÇIK BİR RÖNTGENİ ÇEKİLDİ’
Panele dinleyici olarak katılan TBMM eski Başkanı Bülent Arınç da söz alarak, “Burada sadece kusurlu olan müteahhit mi? Evet ilk planda tutuklananlar onlar, ceza da alacaklar. Ama düşünün ki herkes imar affını ister. Hatta deprem olmasaydı seçim öncesi de bir arkadaşın getirdiği teklifle kanunlaşacaktı. Her parti de bu konuda el kaldırır. Herkes yaptığının kusurlu olduğunu bilir ve bekler. Bir şekilde. Sadece müteahhide kalacak bir şeyden bahsetmiyoruz, bir tarafta belediyesi var diğer taraftan inşaat mühendisinin oluru var. Kontrol edilmiştir her şey çok mükemmeldir diyen insanlar var. Bunlara uzanacak illiyet bağını kurabilecek mi? Biz hakikaten ekranlardan izliyoruz. 2. günden sonra o bölgede yaşan yakınlarıma ulaşmaya çalıştım. Ben bireysel olarak ailesiyle yollara düşen elindeki her şeyi paylaşmaya giden insanların oluğunu biliyorum. Onu bunu kötülemenin bölgeye hiçbir faydası yok. Burada depremin açık bir röntgeni çekildi. Bu depremin her yönüyle ele alındığı çok yararlı panel için ve tartışmaya imkan tanındığı için KGK’ya çok teşekkür ediyorum” dedi.
‘KRİZİ YÖNETEMEDİK’
Arınç’ın konuşmasının ardından panele kısa bir ara verildi. Panelin ikinci oturumu TV program yapımcısı ve KGK Dış Medya Meclis Başkan Vekili Benan Kepsutlu’nun moderatörlüğünde başladı.
22 yıllık meslek hayatı boyunca onlarca savaş gördüğünü söyleyen Kepsutlu konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Tabi biz sahada gördüğümüz her şeyi ekrana yansıtamıyoruz. Ben 22 yıllık meslek hayatımda hiç bu kadar etkilendiğimi, hatta gözyaşı döktüğümü hatırlamıyorum. İlk defa duygularımı katmadan duramadım. İlk etapta depremin olduğu gün Hatay’a gitme planı yapıyorduk. Hatay’la ilgili bir belgesel için oraya gitmeye planlıyorduk. Fakat öncesinde karar değiştirip Bağdat’a gittik. Ve o günün sabahında deprem olduğunu öğrendik. 1 hafta 10 gün kadar o bölgeden o kadar çok telefon aldık ki. O kadar çok yardım talebi aldık ki arkadaşlarımızdan. İçlerinde Hatay’ın ileri gelen aileleri de vardı. Sıfırı tükettik dediler. Döndüğümüz günün hemen ertesi günü bölgeye gittik. Yıkılmış, yok olmuş bir Hatay’ı çekmek zorunda kaldık. Bir gazeteci olarak ben gerek oradayken gerek döndükten sonra, şunu söyleyememek durumunda kalan arkadaşlarım adına çok üzüldüm. Sanki her şey güllük gülistanlıkmış gibi, sanki yapılması gereken her şey yapılmış gibi, bunu söylemekten asla çekinmiyorum. Karşılaştığımız bazı depremzedeler hayatınızın kıymetini bilin dediler. İnsanların nasıl inleye inleye enkaz altında öldüklerini anlattılar. Yani bu krizi çok başarılı yönetemedik.”
‘TÜRKİYE’DE EN SIK İMAR AFFI ÇIKIYOR’
Bağımız Arabulucu Avukatlar Derneği (BADER) Başkanı Avukat Dursun Yassıkaya “Depremin hukuksal sonuçları ve çözümler” hakkında katılımcıları bilgilendirdi. Yassıkaya, “Biz bilimi terk etmişiz. Yetkiye herkes talip ama kimse sorumluluğa talip değil. Biz bugün sonucu konuşuyoruz. Yaşanmışlıkları paylaşıyoruz. Bizim her şeyden önce ölene saygı göstermemiz gerekiyor. Eğer yanlışlıkları kamuoyuyla paylaşamıyorsak yanlışlıkların suç ortağıyız. Kimse kusura bakmasın. Manzaraya bakıyoruz herkes müteahhidi konuşuyor. Sosyal medyada paylaşılan karot kesitlerinin alındığı paylaşımları gördüm. Burayı imara açan kim, bu imar planını onaylayan kim. Buranın mimarı ve statik projesini çizen kim? Bunu onaylayan kim? Buranın yapı denetimini yapan firma kim, kullanılan malzemeyi üreten fabrika kim, satan kim, imar affı veren kim? Herkes vitrine oynuyor. Boşalmış şehirlere geri götürebilecek misiniz insanları? Ben bu ülkenin vatandaşıyım ve hukukçuyum. Gördüğümü söylemekle yükümlüyüm. Biz bu enkazın altında kaldık. Bu ülke bu kadar mı talihsiz olur? Bizim kendi mühendislerimiz keşfetmiş bunu Türkiye’nin deprem ülkesi olduğunu. Peki bir o kadar zamandan beri ne yaptık? Türkiye’de neden çok fazla vergi affı ve imar affı çıkar.”
‘DEPREMİ GÜNDEMİNİZDEN DÜŞÜRMEYİN’
Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici ise “Depremde kaybettiğimiz gazeteciler ve medya kuruluşları” konu başlıklarında katılımcıları bilgilendirdi.
Bildirici, “Konuşmanın zor olduğu günlerden geçiyoruz. Birisine iyiyim derken kendimi çok daha kötü hissediyorum. Biz gazeteciler sanatçılar gibiyiz toplumun gözü önündeyiz. Ama biz görünmeziz. Bizim başımıza gelenler haber olmuyor. Görünmüyor. Deprem felaketi olduğunda da yerel gazeteci arkadaşları düşündüm ama gazeteciler yok. Depremde 32 medya mensubunu kaybettik. İstedim ki bu gazeteci arkadaşların bir listesi olsun. KGK ile birlikte bir liste oluşturduk. Yerel medyada işler her zaman zordu ama şimdi daha da zor onlar için. Son zamanlarda çözüm gazeteciliği, dünyada da çok daha fazla konuşulmaya başladı. Bunu yaptığımız zaman bir buradan çıkabiliriz. 1999’da biz gazeteciler ne yaptık? Yetkililer o kadar önlemli kararlar aldı, ne yaptıklarını sorguladık mı, takip ettik mi? Şimdi gene aynısı olacak aradan 3-5 gün daha geçecek ve depremi unutacağız. Sizden ricam haberlerinizde deprem bölgelerine hep yer vermeye çalışın. Bunu yapmadığımız sürece unutulacak” diye konuştu. Daha sonra depreme Malatya’da yakalanan KGK Yönetim Kurulu Üyesi Malatyalı yerel gazeteci Mehmet Duran Özkan, yaşadıklarını aktardı ve deprem bölgesinde gazeteci olmanın zorluklarına değindi. Panel sonunda KGK Genel Başkanı Dim, katılımcılara teşekkür belgelerini verdi.
KATILIM YÜKSEKTİ
Çok sayıda gazeteci ve vatandaş izlediği panele, KGK Genel Başkan yardımcıları Bülent Aydemir ve Kahraman Halisçelik ile KGK Genel Sekreteri Lütfü Karakaş, yönetim kurulu üyeleri Yusuf Ziya Çakır, Sertaç Virancık, Ercan Arslan ve Mehmet Duran Özkan da katıldılar. KGK il temsilcileri Hacı Odabaş (Çorum), Kemal Özdilek (Tokat), Ahmet Külekçi (Trabzon) ve Aydın Tatar (Artvin) da hazır bulundular.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.