Ünlü seyyah İbn Battûta, 1304-1368 yılları arasında gerçekleştirdiği 28 yıllık yolculuğunda, pek çok farklı bölgeyi keşfetmiş ve bu yerlerin sosyo-kültürel yapıları hakkında önemli gözlemlerini bizlere aktarmıştır. İbn Battûta, Anadolu'nun farklı şehirlerini ziyaret ederken, her bir yerin kültürüne ve sosyal yaşamına dair derin izlenimler bırakmıştır. Seyyahın bu değerli gözlemleri, A. Sait Aykut'un çevirisini yaptığı ve Yapı Kredi Yayınları tarafından 2000 yılında yayımlanan "İbn Battuta Seyahatnamesi" adlı eserinde yer almaktadır.
"Kastamonu Kadar Ucuzunu Görmedim"
İbn Battûta, Anadolu'ya giriş yaptığı toprakları "Rum diyarı olarak bilinen Türk toprağı" olarak tanımlamaktadır. Burada Türklerin hâkimiyetini, İslamlaşma sürecini ve bölgede yaşayan Hristiyan nüfusu anlatan seyyah, birçok Anadolu şehrini gezdikten sonra Kastamonu'ya ulaşmıştır.
İbn Battûta, Kastamonu’yu "Bu şehir Anadolu’nun en güzel, en büyük beldelerindendir. Yaşamak için her kolaylık var! Eşya fiyatları çok ucuz." şeklinde tanımlamaktadır. Şehirde kırk gün kalan İbn Battûta, burada iki dirheme iri bir koyun ve yine iki dirheme yeterli miktarda ekmek alabileceklerini ifade eder. Kastamonu’nun ucuzluğuna dair ise “İki dirhemlik bal alsak hepimiz doyuyorduk. Bir dirhemlik kestane ile ceviz aldık mı hepimiz yesek de artıyordu! Kış mevsiminin en soğuk günlerini geçirdiğimiz halde bir yük odun tek dirheme satın alınabiliyordu! Bugüne kadar dolaştığım bunca ülke arasında bu şehir kadar ucuzunu görmedim!” diyerek şaşkınlığını dile getirir.
Kastamonu hâkimi Süleyman Bey ise, seyyaha Kastamonu’ya yarım gün uzaklıkta bulunan bir bölgedeki buğday ve arpa hasadını vermiş, ancak İbn Battûta, düşük fiyatlar yüzünden müşteri bulamadığını ve başkasına devrettiğini aktarır.
Kastamonu’da Sosyal Yaşam: Sofralar ve Meclisler
İbn Battûta, Kastamonu'daki sosyal yaşamın zenginliğine de dikkat çeker. İbn Battûta, Kastamonu'da ikindi namazı sonrasında geleneksel olarak düzenlenen meclisten bahseder ve bu mecliste sofraların kurularak, herkesin ayırt edilmeden ikramlardan faydalandığını belirtir. Bu geleneksel etkinlikler, Kastamonu'daki misafirperverliği ve toplumsal dayanışmayı simgeler.
Seyyah, Kastamonu'da kaldığı süre boyunca, birlikte yaşamanın güzel örneklerine ve toplumun hoşgörüsüne şahit olmuştur.
Taşköprü'ye Yolculuk: Muzafferiye Medresesi
Kastamonu'da İbn Battûta, yolculuğuna devam ederek "ülkenin en büyük ve en güzel zaviyesi" olarak nitelendirdiği Muzafferiye Medresesi'ni ziyaret eder. Yavlak Arslan tarafından Kastamonu’nun bir ilçesi olan Taşköprü’de yaptırılan bu medrese, o dönemdeki mimari zenginliği ve eğitim merkezlerini simgeler.
İbn Battûta'nın Anadolu'daki izlenimleri, bölgenin tarihî, kültürel ve sosyal yapısına dair önemli bilgiler sunmaktadır. Kastamonu'nun ucuzluk ve misafirperverlik açısından sunduğu avantajlar, o dönemdeki halkın yaşam tarzını gözler önüne sererken, sosyal dayanışmanın ve hoşgörünün güçlü bir şekilde yaşandığını da ortaya koymaktadır.