Benim gözümde Fatih Portakal asla ve asla aydın bir gazeteci değildir.Çünkü gazeteci dediğin aydındır. Bilendir, çok okuyandır. Araştırandır…Gerçek gazeteci siyasi gör...

Benim gözümde Fatih Portakal asla ve asla aydın bir gazeteci değildir.
Çünkü gazeteci dediğin aydındır. Bilendir, çok okuyandır. Araştırandır…
Gerçek gazeteci siyasi görüşü ne olursa olsun tüm siyasilere saygı duyandır.
Fatih Portakal’da tıpkı Yılmaz Özdil gibi İzmirlidir. Lakin Yılmaz Özdil gerçek bir gazeteci ve gerçek bir Atatürk’çüdür…
Yılmaz Özdil asla yılan ve çıyan değildir…
Her gazeteci gibi Yılmaz Özdil’inde bir siyasi görüşü vardır bu gayet doğaldır. Yılmaz Özdil Atatürk ilke ve inkılaplarını özümsemiş vatansever , laik, gelişimi ve değişimi benimsemiş, gerçek bir fikir ve aydın bir gazetecidir.
Fatih Portakal’da İzmirlidir. Kendisini gazeteci ve televizyon sunucusu olarak tanımlamaktadır.
Pazar günü yapılan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili seçimleri öncesinde Fatih Portakal çıktı aynen şu cümleleri kullandı. “ Azerbeycan Türkiye’nin asla dostu olamaz! Türkiye’nin gerçek dostu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’dir” dedi.
Fatih Portakıl’ın bu sözü söylemiş olabileceğine önce inanamadım.
Sonra videosunu bularak izledim.
Evet şoktaydım. Gerçekten Fatih Portakal “ Azerbaycan Türkiye’nin dostu olamaz” diyordu.
Ben yıllardır Yılmaz Özdil’i takip ederim. Yazılarını da okurum. Sosyal medyadan da takip ederim. Yılmaz Özdil asla ve asla toplumu ayrıştıran, değil, topulumu bilgilendiren mesajlar veren bir gazeteci olmuştur.
Hani Anadolu’da klişe bir söz var ya ; “ Düğün değil, bayram değil, eniştem beni neden öptü?”
Fatih Portakal’da durup dururken ortada hiçbir neden yokken neden “ Azerbaycan Türkiye’nin dostu olamaz” demiştir?
Sayın Portakal’da hemşehrisi Sayın Yılmaz Özdil gibi İzmirli aydın bir gazeteci olmak istiyor!
-Lakin aydın olmak, okuduğunu anlamaktan geçer.

  • Aydın olmak atasını, ecdadını, bilmekten geçer.
    -Aydın olmak dünya insanlığına saygı göstermekten geçer.
    Yılmaz Özdil gibi olmak istiyorsun ama asla olamazsın sayın Portakal.
    Çünkü Yılmaz Özdil gerçek bir Atatürkçü ve gerçek bir halk bilimci ve gerçek bir gazetecidir.
    Oysa sen sadece ve sadece bir bölücüsün! Hangi siyasi görüşten olursan ol. İster Yunanistan’ı sev, ister Amerika’yı sev benim nazarımda asla ve asla gerçek bir gazeteci ve toplum bilimci olamazsın!
    Sen gerçek bir Atatürk’çü de olamazsın!
    Çünkü sen Atatürk’ün bu vatanı Yunanistan görünümlü batılılardan nasıl kurtardığını da bilmiyorsun.
    Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu vatanı kurtarırken 103 yıl önce bak neler yapmıştı, kimlerden yardım almıştı. Dahası senin Azerbaycan’dan dost olmaz dediğin o kardeş ülkenin ecdadı Türkiye için neler yapmıştı iyi oku tarihini eyyyy Fatih Portakal…
  • ’Sen asla bir Atatürkçü olamazsın!
    -Neden biliyormusun?
    Sen Atatürk’ün hayatını doğru kaynaklardan okusaydın ve anlasaydın Türkiye Azerbaycan kardeşliğini de iyi anlamış olurdun.
    -Bak ben sana Azerbaycan ile Türkiye arasındaki cumhuriyetin ilk kurulduğu yıllarda yaşananları tarihi kitaplardan hatırlatayım…
    Hatta dönemin ulusal gazetelerinin sayfalarından alıntı yaparak hatırlatayım…
    İyi oku Portakal…
    -Türkiye Cumhuriyeti yeni kurulmuştur. Yardıma ihtiyacı vardır. Büyüyebilmesi, gelişebilmesi kendi ayakları üzerinde durabilmesi için kardeşlerinin yardımına ihtiyacı vardır…
    Sayın Portakal senin bugün savunduğun Yunanlılar bu vatanı işgal ederken , Dumlupınar’da Gazi Mustafa Kemal Atatürk ‘Ya istiklal, Ya Ölüm’ emrini kahraman Mehmetçiğe verirken…
    Bakın Azerbaycanlı kardeşlerimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk için ve onun bu kutsal davası için neler yapıyorlardı…
    -O yıllarda Bakü’de; “Türkiye millî bağımsızlık hareketine yardım fonu” oluşturulmuş ve halkın bizzat yardımı da sağlanmıştır. (Tıpkı bugün Kahramanmaraş merkezli depremde olduğu gibi)
    -Azerbaycan’da Sovyet Rusya hakimiyeti kurulduktan sonra Azerbaycan Devrim Konseyi Başkanı Neriman Nerimanov’un siyasetinde, Türkiye- Rusya- Azerbaycan stratejik olarak önemli bir konuma gelmişti. Nerimanov, Azerbaycan’ın menfaatlerini Mustafa Kemal Türkiye’si ile iyi temaslar kurarak bunu Sovyet Rusya ile ilişkilendirmekteydi.
    Nerimanov, Azerbaycan hükûmetinin başkanı olarak ilk icraatlarından biri Türkiye’ye Mustafa Kemal’e müracaat etmek olmuştur. Gönderdiği mektup, iki halk arasındaki ilişkiyi “kardeş silahı ile silahlanmak” olarak değerlendirmekteydi.
    17 Eylül 1921’de Bakü’de özel “Kızılay” yardımlaşma faaliyeti sonucunda elde edilen bütün gelir Türkiye’ye gönderilmiştir.
    İki devlet arasındaki ilişkileri düzenlemek için Bakü’de ve Ankara’da karşılıklı temsilcilikler açılmıştır…
    Azerbaycan Ankara özel temsilcisi İbrahim Abilov 22 Ekim 1921’de güven mektubunu şahsen Mustafa Kemal Paşa’ya takdim etmiştir. Azerbaycan’ın Ankara’da açılan elçiliğine bayrak çekilirken Mustafa Kemal Paşa yaptığı konuşmada, “Sefir Hazretleri; Azerbaycan sancağının Türkiye sancağının yanında, Türkiye semasında dalgalandığını görmek bütün milletimiz için büyük bir bayramdır. Bize böyle bir bayram yaşattığınızdan dolayı samimi teşekkürâtımı tekrar ederim” demiştir.
    Sayın Portakal tarihini iyi oku; (O yıllarda İzmir’de Yunanistan bayrağı dalgalanıyordu)

Hakimiyet-i Milliye Gazetesi’nin 31 Ekim 1921 tarihli sayısında ise şöyle yazıyordu, “Cihan harbinde en çok severek döktüğümüz kan, Azerbaycan istiklali için akan Türk kanıdır.”
Nerimanov, “Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti bizim dostumuzdur ,dahası kardeşimizdir…” diye beyanat vermekte ve “Eğer bütün dünya ile savaş meydana gelse bile Azerbaycan, Türkiye ile müttefik olacaktır…” diyerek karşılıklı güvenin öneminden bahsetmekteydi.
10 Nisan 1922’de Nerimanov, Moskova’ya gönderdiği bir mektupta, “Bütün vasıtalarla Ankara hükûmetine yardım etmek gerekir ki, onlar kendi millî bağımsızlık mücadelelerini sona erdirsinler. Eğer bunun için gereken imkanlarımız yoksa o zaman biz Azerbaycan halkı olarak cephede savaşarak kardeşimizin yanında yer alacağız…” diyordu.
Türkiye- Sovyet Rusya diplomasisinin icra yolu Bakü’den geçiyordu. Bu siyasi işbirliğinin düzenlenmesinde Nerimanov, Azerbaycan’a ait olmayan konularda da yardımcı oluyordu.
Mustafa Kemal Paşa, Neriman Nerimanov’a bir mektup göndererek borç para talebinde bulundu. Mektup 17 Mart 1921 tarihinde Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi olan Memduh Şevket Bey tarafından Nerimanov’a ulaştırıldı. Nerimanov, bazı bakanların muhalefetine rağmen Mustafa Kemal Paşa’nın isteğini samimiyetle karşıladı ve gereğini yaptı.
Nerimanov 23 Mart 1921 tarihinde, Atatürk’e yazdığı cevabi mektubunda, birbiri ardınca kazanılan savaşlar ile Türk halkının emperyalizmden kurtulma günlerinin yaklaştığını, bu yüzden bu başarıları kazanan Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmetini, onun başkanını ve kahraman Türk ordusunu kutladığını bildirdikten sonra, “Paşam, Türk Milletinde bir anane vardır; kardeş kardeşe borç vermez, kardeş, her durumda kardeşinin elinden tutar. Biz kardeşiz, her zaman elinizden tutacağız, her zaman ve her şartta birbirimizin elinden tutacağız ve tutmaya devam edeceğiz bugün yaptığımız bir kardeşin yaptığından başka bir şey değildir.” diyordu.
Derhal hazırda bulunan 500 kilo altın Bakü’den Tiflis üzerinden Batum’a buradan da Sovyetlere ait gemilerle İnebolu’ya getirilerek kağnılarla Ankara’ya ulaştırıldı. TBMM Hükümeti bu altının 200 kilosunu devlet bütçesine ayırdı. Geriye kalanı silah ve mühimmat alımı için kullandı.
Bakü Hükümeti 23 Mart 1921’de 30 vagon petrol, 2 vagon benzin, 8 vagon gazyağı; 2 Mayıs 1921’de ise 62 vagon petrolü yine Tiflis ve Batum üzerinden İnebolu’ya buradan da Ankara’ya ulaştırmaştır.
2 Nisan 1921’de Bakû’deki Türk temsilciliğine 1 milyon altın ruble bağışlamıştır.
Aynı yılın Mayıs ayı içinde Azerbaycan Dışişleri Komiseri M.D. Hüseyinov, Türkiye’ye gönderdiği bir telgrafta, “Bundan sonra Azerbaycan Hükümeti kardeş Türk halkına yürüttüğü bağımsızlık savaşı müddetince vatanı uğrunda hayatlarını kaybetmiş askerlerin yetim çocuklarına barınacağı sığınaklar (yetimhane) için her ay 62 vagon petrol ve 3 vagon gaz yağı göndermeyi taahhüt ediyor.” diye yazıyordu.
Azerbaycan Neriman Nerimanov’un konsey başkanlığı döneminde bu taahhüdüne sonuna kadar sadık kalmıştır. Bu taahhüdün dışında 1922 yılında Batum yolu ile Azerbaycan 9 bin tondan fazla gaz yağı ve 350 ton benzin gönderdi.
Bunların dışında Özbekistan’ın Buhara Hükümeti tarafından Türkiye’ye yardım olarak gönderdiği Sovyetlere teslim edilen altınların, silah ve cephanenin Türkiye’ye nakledilmesinde Neriman Nerimanov’un önemli katkıları olmuştur. Azerbaycan’dan gönüllü birlikler gelip Türk ordusuna katılmış, şehit ve gazi olanlarda olmuştur. Bu askerlerin içinde Türk ordusunda generalliğe kadar yükselen isimler bulunmaktadır.
Sonuçta kazanılan zafer öncelikle Anadolu’nun yiğit evlatlarının ve Türk Dünyası’nın samimi ve karşılıksız katkılarıyla sağlanmıştır…
Sayın Fatih Portakal, senin gazetecilikle yakından uzaktan ilgin yoktur! Sen asla ve asla gazeteci olamazsın. Türkiye ile Azerbaycan’ın dost değil gerçek bir kardeşi olduğunu ancak ve ancak tarihi doğru kaynaklardan okuduğun zaman anlayabilirsin.
Sen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü de anlayamazsın! Çünkü senin bugün savunduğun Yunanistan, o yıllarda senin doğduğun İzmir’i işgal ettiğinde Atatkürk, bu vatanı kurtarmak için kardeşleriyle beraber yol yürüyordu…
Doğru birdir… Azerbaycan Türkiye’nin dostu değildir! Azerbaycan Türkiye’nin kardeşidir…
Yunanlılar başta olmak üzere; batılı müttefikleriyle Türkiye’de kendini gazeteci olarak tanımlayan Fatih Portakal gibi televizyon figüranları ile hem tarihimizi hemde geleceğimizi zehirlemektedir.
Sayın Fatih Portakal sen gerçekten gazeteci ve aydın olamazsın… Sen olsan olsan çıyan veya yılan olursun!
GÜNÜN SÖZÜ:
“Tek Millet, iki devlet…”
(Haydar Aliyev)